10.YIL NUTKU VİDEOSU İÇİN TIKLAYINIZ 10 KASIM VIDEOSU İÇİN TIKLAYINIZ
Online Turkish Store

Memurlar.Net (ÖSYM komisyon üyesi dershane sahibi çıktı)

Bu soruyu gönderen admin tarih Eylül 3rd, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175889/:

Memurlar.Net (ÖSYM komisyon üyesi dershane sahibi çıktı)

KPSS sorularının ÖSYM’den sızdırıldığı iddiasında YÖK Denetleme Kurulu’nu şoke eden bir gelişme yaşandı. Önceki gün yazılı olarak ulaşan bir ihbar mektubunu işleme alan YÖK Denetleme Kurulu, konuyu KPSS’ye yönelik soruşturma kapsamına aldı. ÖSYM’de daire başkanı olan M.T.’nin, ÖSYM Soru Hazırlama Komisyonu Üyesi olan eşi G.T.’nin, KPSS eğitimi de veren bir dershanenin sahibi olduğu ortaya çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve YÖK Denetleme Kurulu’nun incelemesi kapsamında gelen bir ihbar YÖK ve ÖSYM’yi harekete geçirdi. Uzun yıllar hizmet veren adı önce ‘Rönesans’ daha sonra ‘Benim’ olan bir dershanenin sahibi G.T., KPSS sorularını hazırlayan komisyonun üyesi çıktı. Dershanenin KPSS kursu da vermesi ÖSYM’de şok etkisi yarattı.

BİNA SAHİBİ HALA ALACAKLI

YÖK Denetleme Kurulu’na gelen ihbarda, ÖSYM’de bir daire başkanlığı görevini yürüten M.T.’nin, Soru Hazırlama Komisyonu üyesi olan eşi G.T., özel bir dersanenin sahibi olduğu ileri sürülüyordu. İddiayı inceleyen Kurul, iddianın doğru olduğunu tespit etti. KPSS sorularını da hazırlayan komisyonda yer alan G.T.’nin, Ankara’da KPSS kursu da

veren bir yıl öncesine kadar faaliyette olan bir dershanenin sahibi olduğu belgelendi. G.T.’ye ait dershanenin önce ‘Rönesans’ adıyla faaliyet gösterdiği, daha sonra ise ‘Benim Dersanem’ adını aldığı belirlendi. Dershanenin yaklaşık bir yıl önce yüz yüze eğitim faaliyetini sonlandırıp binayı boşalttığı öğrenildi. AKŞAM’ın ulaştığı bina sahibi de ‘Borç taktılar dava açacağım ama G.T.’yi bulamıyorum’ dedi. Binanın kapanmasına karşın dershanenin Milli Eğitim Müdürlüğü ve Özel Dershaneler Birliği’ndeki kayıtları silinmedi.

KPSS SORULARI ‘HEDİYE’ GELDİ

2010 KPSS sınavı sorularının sızdırıldığı iddia edilen Baki Saçı, dün Ankara Adliyesi’nde ifade verdikten sonra serbest bırakıldı. Arkadaşı Süleyman İ. ise gözaltına alındı. Savcılık sorgusunda, soruları Berat isimli bir arkadaşından ‘Sana bir hediyem var’ maili ile aldığını belirten Baki Saçı, ancak köyde bilgisayar bulunmadığı için içeriğini Yalvaç İlçesi’nde kuyumculuk yapan Mustafa Süleyman İ.’den öğrendiğini söyledi. Diğer zanlı Süleyman İ. ise Baki Saçı’yı suçlayarak, şunları söyledi: ‘Baki yanıma geldi. Bana ait laptoptan flash diskine soruları kopyaladı. Ben öğrenci değilim. Babamın kuyumcu dükkanında çalışıyorum. Sınavdan 3-4 gün önce de, Casper marka laptop bilgisayarımı Baki’ye verdim. Geri vermedi, bilgisayarım kayıp.’ Bu arada, Saçı’nın ismini verdiği ve Ankara’da yaşadığı öğrenilen ‘Berat’ isimli kişi hakkında da arama kararı çıkarıldığı öğrenildi.

Öte yandan, savcılığın yanı sıra YÖK de KPSS incelemesinin kapsamını genişletti. Sadece eğitim bilimleri değil diğer testler de mercek altında. Bu nedenle öğretmen ile birlikte memur atamaları da durdu.

Z. Kıvanç EL

Akşam

Memurlar.Net (KPSS’de bütün sırlar 3 saat 22 dakikada)

Bu soruyu gönderen admin tarih Eylül 2nd, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175857/:

Memurlar.Net (KPSS’de bütün sırlar 3 saat 22 dakikada)

KPSS soruları 5 Temmuz tarihinde saat 11.00’de basılmak için matbaaya gönderiliyor. Soruların mail halinde dağıtım saati ise 14.22. 3 saat 22 dakikalık sürede neler olup bittiği düğümü çözecek.

Ankara’da günlerdir gündemin ilk sıralarında yer alan KPSS’de kopya iddiaları için savcılığın araştırması devam ediyor.

KPSS soruları 5 Temmuz tarihinde saat 11.00’de basılmak için matbaaya gönderiliyor. İddialara göre soruların mail halinde dağıtım saati ise 14.22. Savcılık bu 3 saat 22 dakikalık sürede neler olup bittiğini araştırıyor. Sorular matbaadan mı sızdırıldı yoksa sınav merkezinden mi?

Polisin ÖSYM merkezindeki araması sürerken ÖSYM yetkilileri önümüzdeki günlerde yapılacak yeni KPSS sorularının polis tarafından dışarıya çıkarılmasına izin vermedi.

Bilgisayarları dışarı çıkaramayan polis, bilgisayar hard disklerini de inceleme yapmak üzere kendi laboratuvarlarına götüremedi. Polisler, hard diskler üzerindeki incelemesine ÖSYM merkezinde devam ediyor.

ÖSYM hazırlanan soruları ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan, sınav komisyonu başkanı ve komisyon başkan yardımcısı görebiliyor.

Basılmak üzere matbaaya yollanan soruları matbaa çalışanları görüyor ancak çalışanlar 15-20 gün boyunca işyerlerinden dışarı çıkamıyor, aileleriyle görüşemiyorlar. Telefon konuşması yapmaları yasak ve hastaneye bile polis gözetiminde gidebiliyorlar.

NTV

Bu haber 12,538 defa okundu.

KPSS’de 10 bin dolara soru satılmış – Mynet Haber

Bu soruyu gönderen admin tarih Eylül 2nd, 2010

Quoted from http://haber.mynet.com/detay/guncel/kpssde-10-bin-dolara-soru-satilmis/530342?utm_source=mynet&utm_medium=www&utm_campaign=home_haber_image:

KPSS’de 10 bin dolara soru satılmış – Mynet Haber

KPSS’de 10 bin dolara soru satılmış

KPSS’deki rezalet çözüldü, soruların sızdığı anlaşıldı. Sorular ise adaylara 10 bin dolara satılmış.

Güncelleme:02 Eylül 2010 03:21

YÖK, Devlet Denetleme Kurulu ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı, KPSS sorularını ÖSYM’nin içinden sızdıran bir şebekenin adaylara 10 bin dolara sattığını belirledi.

KPSS’de kopya çekildiği iddialarının ardından gerçek gün yüzüne çıktı. YÖK Denetleme Kurulu, Devlet Denetleme Kurulu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın üç koldan yürüttüğü soruşturmada KPSS sorularının ÖSYM içinden sızdırıldığı bilgisine ulaşıldı. 10-11 Temmuz’da yapılan sınav sorularının tamamı veya tamamına yakınını doğru yanıtlayan adayların teknik takibi sonrası bazı adayların sınavdan günler öncesinde sorulara para karşılığı ulaştığı belirlendi.

BİR SAAT KALA BİN 500 DOLAR

Kopya skandalına karışan adaylar KPSS sorularını 10 bin dolar karşılığı günler öncesinden edinirken, bu miktarın sınava az bir süre kala düşürüldüğü tespit edildi. Sınava bir saat kala soruları alan bir adayın şebeke üyelerine bin 500 dolar ödeme yaptığı öğrenildi. Kopya şebekesinin çok farklı illerde adaylara soruları ulaştırdığı tespit edilirken, kaç adayın şebeke ile yasadışı alışverişe girdiği halen araştırılıyor. Savcı, soru bankasını oluşturan üyelerin bilgisayarlarını ve telefonlarını hâlâ inceliyor.

ATAMALAR GECİKMEYECEK

Milli Eğitim Bakanlığı, KPSS’deki kopya skandalı nedeniyle ertelenen öğretmen atamalarını sınavın kısmen iptali durumunda bir ay içinde yapmayı planlıyor. Ancak kopya skandalına karışan aday sayısının binlere ulaşması ve sınavın tamamen iptali durumunda ise kısa bir süre içinde sınavın yapılması için harekete geçilecek. Bu durumda da atamaların kasım ayına sarkabileceği ifade edildi.

ÖSYM’DE BİRDEN FAZLA GÜVENLİK AÇIĞI

2010 KPSS’de kopya skandalı ile çalkalanan ÖSYM’de çok sayıda güvenlik açığı tespit edildi. KPSS ile ilgili YÖK Denetleme Kurulu’nun hazırladığı raporda, sınav sorularının güvenliğinin yeterli derecede olmadığı tespiti yapıldı. Özellikle ‘kurum çalışanlarının dışarı ile bağlantılarının sınavlar açısından güvenlik açığı oluşturduğu’ tespiti YÖK Denetleme Kurulu raporunda yer aldı. Raporda güvenlik zafiyetinin tek tek görevli isimler üzerinden, somut örneklerle tespitlerinin yapılması ve birden fazla noktada güvenlik zaafiyeti olduğunun belirlenmesi sonrasında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen atamalarını erteleme kararı aldığı öğrenildi.

TÜM BÖLÜMLERİN SORULARI SIZDIRILDI

Sınavda şebeke tarafından dışarı çıkartılan soruların sadece Eğitim Bilimleri’ni kapsamadığı, Genel Yetenek ve Genel Kültür Olmak üzere sınavın başka bölümlerinde de soruların sızdırıldığı belirlendi.

BAŞKANIN BİLGİSAYARI İNCELEMEDE

ÖSYM’deki inceleme dün de devam etti. İlk belirlemelere göre bir kurum çalışanının soruları para karşılığı şebekeye sızdırdığı tespit edildi. Soruların e- posta ile gönderildiği öne sürülen Isparta’daki Öğretmen BS’ nin de bilgisayarına el konmuştu. ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan da dahil olmak üzere, yönetici ve çalışanların bilgisayarları incelemeye alındı. Tespitler sonrası YÖK, KPSS’de kısmi iptal seçeneği üzerinde duruyor. Kopya skandalına karıştığı belirlenenlerin sınavının iptali, diğerlerinin yeniden sıralamasının yapılması planlanıyor.

Memurlar.Net (Vekil öğretmen alımı gündemde)

Bu soruyu gönderen admin tarih Eylül 1st, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175715/:

Memurlar.Net (Vekil öğretmen alımı gündemde)

Safure CANTÜRK ANKARA

30 bin öğretmenin atamasını erteleyen Milli Eğitim Bakanlığı, KPSS ile ilgili hukuki sürecin uzama ihtimaline karşı bir plan yapıyor. MEB açığı kapatmak için vekil öğretmenleri göreve çağıracak

YÖK Denetleme Kurulu’nun ön soruşturmada KPSS’de kopyayı işaret etmesi üzerine öğretmen atamalarını erteleyen Milli Eğitim Bakanlığı, sürecin uzamasına karşı B planı üzerinde çalışıyor. Cumhuriyet Savcılığı’nın kopya iddiaları üzerine başlattığı soruşturmanın sonucuna göre atama tarihini yeniden belirleyecek olan Bakanlıkta “Sürecin çok fazla uzamayacağı” görüşü hakim. Ancak Bakanlık, hukuki sürecin uzaması ihtimaline karşı da 2010-2011 eğitim-öğretim yılı için ilk etapta acil olan yaklaşık 40 bin öğretmen açığını kapatmak amacıyla vekil öğretmenleri göreve çağırmaya hazırlanıyor. Öğretmen açığı özellikle İstanbul ve Ankara ile Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde var.

“DELİL OLURSA, SINAV İPTAL”

Kopya iddialarını araştıran YÖK Denetleme Kurulu, kopya çekenlerle ilgili yasal yetkisi olmadığı için soruşturmayı Cumhuriyet savcılığına devretti. Kurul, KPSS’de 100 ve üzeri net puan çıkaranların savcılık tarafından sorguya çekilmesini talep etti. Ayrıca bu kişilerin telefon kayıtları ve bilgisayarlarının incelenmesini isteyen YÖK Kurulu, ‘hotmail’ uzantılı maillerin soruşturulması için ilgili firma ile görüşülmesinin şart olduğunu kaydetti. Elektronik posta yoluyla soru sızdırılmasını ciddiye alan YÖK Denetleme Kurulu yetkilileri, Eğitim Sen’in, soruların bir merkezden bir kişinin e-mail adresine yerleştirildiği yönündeki iddiası için ise “Soruyu sızdıranlar Isparta’daki adayın e-mail adresi yerine pekala YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın email adresine yerleştirebilirdi. Burada hotmail’in vereceği bilgiler önem taşıyor” dedi. Savcının da kopyaya ilişkin herhangi bir hukuki delile ulaşması durumunda kopya çekenlerin ayırt edilemeyeceğini belirten YÖK yetkilileri, bu durumda sınavın tümünün iptalinin söz konusu olabileceğini dile getirdi.

Sabah

Memurlar.Net (Polis ÖSYM’yi bastı… Komisyon üyelerinin bilgisayarlarına el koydu)

Bu soruyu gönderen admin tarih Eylül 1st, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175704/:

Memurlar.Net (Polis ÖSYM’yi bastı… Komisyon üyelerinin bilgisayarlarına el koydu)

KPSS’de kopya çekildiği iddiasında yeni gelişme: Polis, ÖSYM’ye baskın yaptı ve sınav sorularını hazırlayan komisyon üyelerinin odalarındaki bilgisayarlara el koydu

TOLGA ŞARDAN

Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen atamalarını ertelemesine neden olan KPSS’de kopya çekildiği iddiası ile ilgili soruşturma yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla ÖSYM’ye polis baskın yaptı. Polis, sınav sorularını hazırlayan komisyon üyelerinin kurumda kullandıkları odadaki bilgisayarlara el koydu. Ayrıca, yine savcılık kararıyla komisyon üyelerinin kullandıkları cep telefonları üzerinde izleme incelemesi başlatıldı.

YÖK’ün, kopya çekildiği ihtimalinin güçlü olduğu yönündeki saptamasını paylaştığı savcılık, kopyanın, sınav sorularının ÖSYM görevlilerince sızdırılmış olabileceği yönündeki iddiayı esas alarak, ÖSYM’ye polis baskını yaptırdı.

Soruşturmayı yürüten Savcı Şadan Sakınan, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne talimat vererek özel ekip hazırlattı. Ankara Emniyeti’nin bilişim uzmanlarından oluşan özel ekip öğleden sonra ellerinde savcılık ve mahkeme kararıyla ÖSYM’ye giderek KPSS sınavı için soru bankasını oluşturan komisyon odasında, komisyon üyelerince kullanılan bilgisayarlara el koydu.

Bilgisayarların tümünün imajları kopyalanarak, geçmişe dönük bütün bilgiler yedeklendi. Odadaki 6 bilgisayardan, yurt geneline internet yoluyla soru ya da bilgi dağıtılıp dağıtılmadığı, bu imajlar üzerinden incelenecek ve detaylı araştırılacak.

Cep incelemesi yapılacak

Savcılık komisyon üyelerinin bilgisayarlarının yanısıra kullandıkları cep telefonlarının son dönemde yaptıkları görüşmelerin incelenmesi için mahkeme kararı çıkarttı. Böylece şüpheli telefon bağlantısı olup olmadığı gün ışığına çıkartacak.

Bu arada, MEB’in öğretmen atamalarının ertelenmesi yönündeki kararın alınmasında Cumhurbaşkanına bağlı çalışan Devlet Denetleme Kurulu’nca yapılan uyarının etkili olduğu anlaşıldı.

Milliyet

Memurlar.Net (MEB: KPSS’de oluşan delillerden dolayı atamalar ertelendi)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 31st, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175603/:

Memurlar.Net (MEB: KPSS’de oluşan delillerden dolayı atamalar ertelendi)

MEB, 30 bin öğretmen alımının ertelendiğine dair basın açıklaması yaptı.

İşte Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan basın açıklaması

BASIN AÇIKLAMASI

Bilindiği üzere 2010 Ağustos ayında Bakanlığımıza bağlı eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla, 18-27 Ağustos 2010 tarihleri arasında 96 branşta, ilan edilen 30.000 öğretmen kadrosuna, KPSS puan üstünlüğü esas alınarak 31 Ağustos 2010 tarihinde elektronik ortamda atama yapılacağı duyurulmuştur.

Başvurunun devam ettiği süreçte yazılı ve görsel basında 2010 KPSS sınavında usulsüzlükler yapıldığına ilişkin haberlerin yer alması üzerine ÖSYM Başkanlığınca sınavla ilgili yapılan değerlendirmelerde; mevcut bilgi ve belgelerde 2010 – KPSS Eğitim Bilimleri sınavında usulsüzlük yapıldığına ilişkin kesin bir bulguya rastlanmadığı, konunun Cumhuriyet Savcılığına intikal ettiği, ancak sınavın tümüyle iptal edilmesine gerektirecek bir durumun oluşmayacağı kanaati belirtilmiştir.

Bu değerlendirmeler çerçevesinde yeni eğitim- öğretim yılının 20 Eylül 2010 tarihinde başlayacağı, eğitim öğretim çalışmalarının aksamaması, öğretmen ihtiyacı ve atama bekleyen öğretmen adaylarının durumu dikkate alınarak; söz konusu duyuruya ilişkin işlemlerin sonuçlandırılacağı kamuoyu bilgisine sunulmuştu.

Ancak sınava ilişkin yapılan ihbar ve şikâyetler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturmanın yanısıra Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu Başkanlığınca da kapsamlı bir soruşturma başlatılmıştır. YÖK Denetleme Kurulu Başkanlığınca henüz soruşturma tamamlanmamakla birlikte, hazırlanan 30.08.2010 tarihli soruşturma ön raporunda ulaşılan deliller neticesinde; sınavın bütünlüğünü etkileyebilecek bir durumun ortaya çıkma ihtimali belirtilmiştir şeklinde açıklama yapıldı.

Başvuruda bulunan öğretmen adayları açısından telafisi güç hukuki ihtilafların yaratılmaması amacıyla durum netleşinceye kadar öğretmen atamalarının ileri bir tarihe ertelenmesi uygun bulunmuştur. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Basın ve Halka İlişkiler Müşavirliği

Memurlar.Net

Memurlar.Net (MEB: Atanan öğretmenlerden belgeleri hazır olanlar göreve başlayabilecek)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 31st, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175628/:

Memurlar.Net (MEB: Atanan öğretmenlerden belgeleri hazır olanlar göreve başlayabilecek)

DUYURU

04/06/2010 tarihinde atanan kadrolu öğretmenler ile 09/07/2010 tarihinde görevlendirilen sözleşmeli öğretmenlerden “Göreve Başlama Esnasında İstenecek Belgeler”i hazır olanlar, atandıkları/görevlendirildikleri il millî eğitim müdürlüklerine başvurarak göreve başlayabileceklerdir.

Personel Genel Müdürlüğü

Memurlar.Net

Memurlar.Net (Flaş! Öğretmen atamaları ertelendi)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 30th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175594/:

Memurlar.Net (Flaş! Öğretmen atamaları ertelendi)


Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen atamalarının ileri bir tarihe ertelendiğini açıkladı.

- Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ile YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Milli Eğitim Bakanlığında bir araya geldi.

Özcan, bugün KPSS-2010 ile ilgili iddialar konusunda yoğun bir çalışma temposu geçirdi.

YÖK Denetleme Kurulu Başkanı Mustafa Solak ve YÖK üyeleriyle YÖK’de toplantı yapan Özcan, denetleme Kurulunun iddialara ilişkin soruşturma raporunu inceledi.

Özcan, daha sonra Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’yu makamında ziyaret etti.

YÖK Başkanı Özcan, Bakanlıkta bulunduğu sırada Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, Bakanlıktan ayrıldı ve yaklaşık 1,5 saat sonra yeniden Bakanlığa geldi.

Çubukçu, burada gazetecilerin, ”YÖK Başkanı Özcan size KPSS ile ilgili YÖK Denetleme Kurulunun hazırladığı raporu sundu mu?” sorusuna ’1 saate kadar yazılı açıklama yapacağız’ yanıtını verdi.

Anadolu Ajansı

Memurlar.Net (ÖSYM: Sorular sınavdan önce gönderildiyse sınavın iptali söz konusu)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 30th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175538/:

Memurlar.Net (ÖSYM: Sorular sınavdan önce gönderildiyse sınavın iptali söz konusu)

YÖK Denetleme Kurulu: Isparta’dan B.S. adlı şahsın e-posta adresine gönderildiği iddia edilen KPSS soruları, ÖSYM’nin hazırladığı soruların ham hali. Şimdi gözler soruların ne zaman yollandığında. ‘Sınavdan önce‘yse KPSS’nin iptali söz konusu

Betül KOTAN

ANKARA – Türk Eğitim Sen’in ‘toplam 116 KPSS sorusunun birkaç kelime farkıyla sınavdan önce Isparta’dan B.S adlı şahsın elektronik posta adresine gönderildiğine’ ilişkin iddiasını araştıran YÖK Denetleme Kurulu yetkilileri, sözkonusu soruların ÖSYM’nin hazırladığı soruların ‘ham hali’ olduğu kanaatine vardı.

YÖK şimdi sözkonusu soruları içeren “.pdf” uzantılı dosyasının sınavdan beş gün önce, 5 Temmuz’da oluşturulup oluşturulmadığını tespit etmeye çalışıyor.

Yetkililer, “Sorular ÖSYM’nin sorularının ham hali gibi görünüyor. Ancak bu dosya sınavdan sonra da Türk Eğitim Sen’e ulaştırılıp, sınavdan önce sızdırılmış süsü verilmiş olabilir. Bu ihtimali de inceliyoruz” değerlendirmesi yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu da Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’u, konuya ilişkin yaptığı basın açıklamasının hemen bitiminde arayarak tüm belge ve bilgilerin kendilerine ulaştırılmasını istedi. Kurul yetkilisi, çalışmalarını bu iddia üzerinden sürdürmeye devam edeceğini belirtti. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan da YÖK Denetleme Kurulu’na iddiayı araştırmaları için talimat verdi.

CUMHURBAŞKANLIĞI PEŞİNDE

Türk Eğitim Sen’in, “Yüzde 100 kopyayı ıspatladık” yönündeki kendinden emin açıklamasının hemen ardından, DDK’nın harekete geçtiği öğrenildi. DDK’da konuyu araştırması için görevlendirilen müfettiş, basın toplantısının hemen sonrasında Sendika Başkanı Koncuk ile görüştü ve ortaya atılan iddiaya ilişkin tüm belge ve bilgileri aldı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın da YÖK Denetleme Kurulu’na sendikanın iddiasını araştırması için talimat verdiği kaydedildi. Bu arada YÖK Denetleme Kurulu’nun da ilk kanaati doğrultusunda, ‘soruların sızdırılmış olabileceği’ yönünde kararlılığını sürdürdüğü ve sızdıranın tespiti için çalışıldığı gelen bilgiler arasında.

Denetleme Kurulu yetkilileri, “Evet o sorular ÖSYM’nin hazırladığı ham sorular. Şimdi hangi tarihte ve kimler tarafından ele geçirildiğini araştırıyoruz. Soruların 5 Temmuz’da oluşturulup oluşturulmadığını tespit etmeye çalışıyoruz. Bu dosya sınavdan sonra da Türk Eğitim Sen’e ulaştırılıp, sınavdan önce sızdırılmış süsü verilmiş olabilir. Bu ihtimali de inceliyoruz. Türk Eğitim Sen’in açıkladığı 116 soruda geçen kelime yanlışları, bu soruların ÖSYM’nin soruları olduğunu gösteriyor” dedi. Yetkililer, “Sorular ÖSYM’de komisyon tarafından hazırlandıktan sonra beş-altı kişinin denetiminden geçiyor. Onların çevresinden de sızmış olabilir” görüşünü paylaştı.

İDDİA EDİLEN İSİM SESSİZ

Koncuk’un önceki gün, Ispartalı B.S.’nin e-posta adresine 2010 KPSS’de çıkan 116 sorunun birkaç kelime farkıyla gönderildiğini iddia etmesiyle birlikte gözler B.S.’ye çevrildi. Memleketi Isparta’nın bir ilçesinde sınıf öğretmenliği yapan B.S henüz kadro alamadığı, sözleşmeli veya ücretli öğretmen olarak görev yaptığı belirtiliyor. Radikal’in amcası ile yaptığı görüşmede, B.S’nin tarlada olduğu, kimseyle görüşmek istemediği dile getirildi.

Bu arada KPSS iddialarına kilitlenen memur adayları da çok ciddi bir şekilde ikiye bölünmüş durumda. Bir kesim, iddiaların güçlenmesiyle birlikte sınavın iptal olması korkusu yaşayarak, “İyi kötü bir puanımız var, şansımızı denemek istiyoruz. Kopyacılar yüzünden hakkımızın yenmesini istemiyoruz” diye tepki gösterirken, diğer kesim, “Sorular önceden ele geçirilmiş, kaç kişiye ulaştığını nereden bilebiliriz. Hırsız meslektaşlar olsun istemiyoruz” diye isyan ediyor.

ÖSYM yetkilileri, soruların sızdığının tam olarak kanıtlanması halinde, sınavın iptal olacağını dile getirerek, “Aksi mümkün değil. Bu sınav sırasında kopya olayı değil ki kopya çekenlerin sınavını iptal edelim. Sızdırıldığı yönünde ciddi bir kanaat var, ortaya konulan kanıtlar var. İnceleniyor. Sızdığı kesinleşirse sınav iptal olur. Çünkü bu bir sıralama sınavı” görüşünü paylaştılar.

GÜL’E MEKTUP…

Sınavın iptal edilmesini isteyen adaylar Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e de mektup yazarak, “Sayın Cumhurbaşkanı, ne olur bu kepazeliğe bir son verin. Sizin de yetkinizle güvenli bir kurul yeniden adaletli bir sınav hazırlasın ve adaletli bir atama olsun. Bizim kimsemiz yok, yedirecek paramız da. Bu yüzden çok sevdiğimiz mesleğimizi icra edemeyecek miyiz?” diye seslendiler.

Sınavın iptal edilmesini istemeyen adaylarsa “Lutfen Bizi bir kez daha sınav stresine mahkum etmeyin” yakarışıyla yürüttükleri kampanyalar üzerinden basına ve yetkililere ulaşmaya çalışıyor.

SORULAR ‘İMLA KURALLARI HARİÇ’ AYNI ÇIKTI

Elektronik posta yoluyla yayıldığı öne sürülen sorularda, KPSS’de çıkan sorulara göre düzeltmelerden kaynaklanan bazı farklılıklar var. Bu farklılıkların önemli bölümü noktalama işaretleriyle ilgili. Soruların ham hali olduğu anlaşılan testte, virgül, nokta gibi işaretler neredeyse hiç yok. Ancak sınavda kullanılan kitapçıkta imla işaretleri eksiksiz. Ayrıca, testin ham halinde yanlış yazılan sözcüklerin tamamına yakını sınav kitapçığında düzeltilmiş. Soruların ham hali ile sınavda kullanılan hali arasında “değildir” gibi sözcükleri vurgulamak için kullanılan alt çizgiler de farklı. Elektronik posta yoluyla dağıtıldığı iddia edilen 116 soru ile KPSS’de çıkan sorular arasındaki bazı farklar şöyle:

* 1. Sorunun a şıkkındaki “daha” sözcüğü, KPSS kitapçığında yok.

* 2. sorudaki “Selin öğretmeni” ifadesi Kitapçıkta “Selin Öğretmen’i” olarak düzeltilmiş.

* 4. Sorudaki “esasçılık” sözcüğü son halinde “esasicilik” olarak düzeltilmiş.

* 10. sorudaki “eleştirisel” sözcüğü KPSS kitapçığında “eleştirel” olarak düzeltilmiş.

* 30. sorunun c ve d şıklarında kelime farklılıkları yapılmış.

* 40. sorudaki paragraf metninde değişiklik yapılmış.

* 67. sorudaki “eşleştirilmiştir” sözcüğü “doğru eşleştirilmiştir” şeklinde düzeltilmiş

* 72 sorudaki “bebeğin” ifadesi “bebeklerin” olarak düzeltilmiş.

* 74. sorudaki “ayıt etme” ifadesi, “ayırt etme” olarak düzeltilmiş.

* 104. sorudaki “anna” sözcüğü “anne” olarak düzeltilmiş.

* 105. sorudaki “yüksen” sözcüğü “yüksek” diye düzeltilmiş.

SORULAR NASIL KORUNUYORDU?

ÖSYM, YGS, LYS, KPSS ve TUS gibi sınavlara giren toplam 7.5 milyon kişiye sınav yapıyor. ÖSYM’de sınav güvenliği için çok sayıda önlem alınıyor.

Soruları hazırlayan iki grup uzman bulunuyor. 60 kişilik ilk grup, ÖSYM’nin kadrolu elemanlarından oluşuyor. Tam zamanlı çalışan bu ekibin içerisinde emekli öğretmenler de var, hiç öğretmenlik yapmayan ancak coğrafya, fizik gibi alanında uzmanlar da var. ÖSYM, ‘kişisel güvenirlilik’ esasına önem verdiği için, soru hazırlayan ekibini KPSS ile seçmek istemiyor, bunun yerine tavsiye esasının daha doğru bir yöntem olacağını savunuyor. Soruların sızdırılmasını önlemek için soru uzmanlarının katına, ÖSYM’nin kendi personeli de dahil hiç kimse giremiyor. Soru hazırlayan uzmanlar, eve iş götüremiyorlar.

Personel tarafından hazırlanan soruların ham hali değiştiriliyor, rakamlarıyla oynanıyor ve devreye üniversite hocalarından oluşan toplam 100 kişilik ikinci grup giriyor. Genellikle Ankara’da bulunan bu hocalar, hazırlanan soruları gözden geçiriyor. Sorular seçildikten sonra ÖSYM Başkanı da olmak üzere birkaç kişi tarafından okunuyor ve matbaaya götürülüyor.

Soruların matbaaya girmesiyle birlikte matbaa çalışanlarına kapalı dönem başlıyor. 15-25 gün matbaa çalışanlarının dışarıya çıkması yasaklanıyor ve dış dünyayla irtibatları kesiliyor.

‘TEK ÇARE ACİL CEZALANDIRMA’

Hukukun Egemenliği Derneği Genel Başkanı Avukat Erdem Akyüz, KPSS’de kötü imajın yıkılması, sınava ilişkin kuşkunun giderilmesi için soru ve cevapları ‘sızdıran’ kişi ve toplulukların acilen saptanarak cezalandırılması gerektiğini savundu. Akyüz önceki yıllarda da yapılan bir sınavda, tam not alan bir kişinin sınavdaki performansının bilimsel olarak açıklanamayacağı, kuşkulu bir durumun söz konusu olması nedeniyle, Danıştay tarafından sınav sonucunun iptaline oybirliği ile karar verildiğini hatırlatarak bu sene yapılan KPSS’de de aynı durumun söz konusu olduğunu savundu.

ŞÜPHE YARATAN ORTAK NOKTALAR

KPSS tarihinde daha önce tüm eğitim bilimleri testi sorularını doğru yapan tek bir adaya bile rastlanmazken, bu yıl 300’ün üzerinde tüm soruları doğru yanıtlayan aday çıktı. 95 üzeri puan alan aday sayısı 2 bin 600 oldu. Tam Puan ya da 115 netten fazla yapan adayların tespit edilen bazı ortak yanları şöyle:

* Bir kısmı aynı evlerden çıkmış. Radikal, aynı evde yaşayan tam 20 aday tespit etti. Bunlardan bazıları eş, bazıları yakın arkadaş bazıları ise kardeş.

* Bazıları dershanelerde ya da özel okullarda öğretmen.

* Yüksek puan alanların bir kısmı geçmişte çok düşük puan almış, hatta sıfır çekmiş.

* Soruları e-posta ile teslim almışlar.

Radikal

Memurlar.Net (YÖK Başkanı: Artık çok açıkki, KPSS soruları elden ele dolaşmış)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 30th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175528/:

Memurlar.Net (YÖK Başkanı: Artık çok açıkki, KPSS soruları elden ele dolaşmış)

Esra KAYA

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Hürriyet’e yaptığı açıklamada birbirleriyle ilişkileri olan 3 bin 227 KPSS katılımcısını yakın takibe aldıklarını söyledi.

Özcan, “Bunların usülsüzlükleri ortaya çıkınca sınavlarını iptal edeceğiz. Yönetmelikleri de inceleyeceğim. Bir daha da devlet hizmetinden faydalandırmayacağız. Artık çok açık ki, sorular 3 bin 227 kişi arasında elden ele gezmiş. Ama bizim amacımız bunun kimden çıktığını bulmak” dedi. Özcan şöyle konuştu:

“Elimizde şu an kesin deliller yok. Ama savcılık yardımıyla kesinlikle bulacağız. Soruların bazı şahıslarda olduğu iddia ediliyor. Ama asıl kaynağı bulmadan, ÖSYM’ye girip çalanı bulmadan kesin bir sonuca varamayız. Bu benim artık boynumun borcu oldu. Sonuna kadar takip edeceğim. Milli Eğitim Bakanımız Nimet Çubukçu’ya da anlatacağım. Bu bir suç. Binlerce kişi kursa gidiyor. Onların hakkına yazık değil mi? İnsanlara böyle bir eziyetin yaşatılması adil değil.”

KPSS sorularının gönderildiği adres olarak gösterilen Ispartalı B.S. konusunda YÖK Başkanı, bu kişinin 3 bin 227 kişinin arasında olmadığını söyledi. Özcan “Ortaya atılan iddialar kesinlikle yalan. Sistemden tek tek kontrol ettik. Eğer soruların tamamı bu kişide olmuş olsaydı soruların hepsini yapardı. Bu isim ne tam net yapan 350, ne de takibe aldığımız 3 bin 227 kişi arasında bulunuyor. Bu aşamada bunun gibi birçok iddia ortaya atılacak. Bizim için önemli olan kaynağı bulmak.”

Hürriyet

Memurlar.Net (KPSS sorularını komisyondaki akademisyen sızdırdı)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 29th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175516/:

Memurlar.Net (KPSS sorularını komisyondaki akademisyen sızdırdı)

KPSS skandalında, soruların e-mailine gönderildiği B.S. adlı adayla görüşen
kişiyi VATAN buldu

Kenan BUTAKIN

KPSS sorularının çalındığı söylentilerinin ardından dün Türk
Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, sınavdan 5 gün önce soruların
Uludağ Üniversitesi mezunu bir kişinin e-mail adresine gönderildiğini öne
sürdü.

Soruların e-mailine gönderildiği B.S. adlı adayla görüşen kişiyi VATAN buldu.
Öğretim üyesi Hasan Can Oktaylar, B.S.’nin, soruları sınav komisyonunda bulunan
bir akademisyenden almış olabileceğini söyledi.

Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Bilimleri Öğretim Üyesi Hasan Can
Oktaylar, e-maille soruları alan kişiyle konuştuklarını VATAN’a
anlattı.

KPSS’de ortaya çıkan e-mail ile soruların gönderildiği iddiasından sonra,
soruları aldığı belirtilen B.S. isimli adayla görüşen Adnan Menderes
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Hasan Can Oktaylar VATAN’a konuştu.
B.S.’nin soruları sınav komisyonunda bulunan bir akademisyen veya sekreterden
almış olabileceğini belirten Oktaylar şunları söyledi:

Ankara’ra görüştük

“KPSS’ye giren birkaç aday benim yanıma geldi ve bir arkadaşlarının sınavdan
önce ders çalışmadığını ve sürekli sınav komisyonunda tanıdığı bir kişi
tarafından soruların kendisine ulaştırılacağını söylediğini belirtti. Sınavda bu
kişi 94 puan almış ve Eğitim Bilimleri bölümünün de tamamını çözmüş. Ben konuyu
araştırdım ve sürekli gizlenen bu adayı buldum ve Ankara’da görüştüm. Tam 2 saat
konuştuk. İlk 20 dakika boyunca kopyayı inkar etmeye çalıştı. Ancak daha sonra
dayanamadı ve soruların ÖSYM’nin sınav komisyonundan bir tanıdığı vasıtasıyla
kendisine e-mail olarak gönderildiğini açıkladı. Üstelik ham sorular da
yanındaydı. Ancak o an bana vermedi. İkna etmeye çalıştım ve medyaya hiç değilse
durumu anlatmamız gerektiğini söyledim. Ama beni dinlemedi.”

src="http://www.kapesese.com/wp-content/uploads/2010/08/201.gif" alt="Vatan" width="78" height="24" />

Memurlar.Net (Türk Eğitim-Sen’den sorular mail ile gönderildi iddiası)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 28th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175477/:

Memurlar.Net (Türk Eğitim-Sen’den sorular mail ile gönderildi iddiası)

Türk Eğitim-Sen İsmail Koncuk çok çarpıcı iddialarda bulundu. Türk Eğitim-Sen İsmail Koncuk, soruların hangi e mail adresi ile servis edildiği ortaya çıkardıklarını ve ellerinde tüm belgelerin bulunduğunu belirtti. Koncuk açıklamalarında KPSS sınavının dorularının baskıya gitmeden e mail ile binlerce insana servis edildiğinin, servis edilen sorularla KPSS’nin sınavda dağıttığı kitapçıkta sadece bir kaç soruda bir kaç kelimenin farklı olduğunu gördüklerini belirtti.

Türk Eğitim-Sen İsmail Koncuk, KPSS sorularının ilk dağıtıldığı e mail ile İP adresinin belirlendiği hangi e mailler adreslerine bu soruların servis edildiğini İP adresleri ve mail adresleri ile belirlediklerini açıkladı.

Memurlar.Net

Kopya da yok, iptal de – Mynet Haber

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 24th, 2010

Quoted from http://haber.mynet.com/detay/guncel/kopya-da-yok-iptal-de/528779?utm_source=mynet&utm_medium=www&utm_campaign=home_sondakika_link:

Kopya da yok, iptal de – Mynet Haber

Kopya da yok, iptal de

ÖSYM, KPSS’de soruların çalındığı ve kopya çekildiği iddialarıyla ilgili tartışmalara son noktayı koymak için dün olağanüstü toplantı yaptı.

Güncelleme:24 Ağustos 2010 09:31

Yaklaşık 2 saat süren toplantıda yapılan incelemeler sonucunda, tam puan alan 350 adayın yanı sıra yüksek puan alan bütün adayların evrakı, kitapçıkları, adaylarla aralarındaki bağlar, yaşadıkları şehirler tek tek değerlendirildi.

Toplantıya ilişkin bilgi veren ÖSYM yetkilileri, toplu kopyayı veya soruların çalınması gibi bir iddiayı kanıtlayacak veri elde edemediklerini, bu nedenle sınavın iptalinin söz konusu olmadığını bildirdiler.

Memurlar.Net (Flaş! Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı KPSS soruşturması başlattı)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 24th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175075/:

Memurlar.Net (Flaş! Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı KPSS soruşturması başlattı)

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, KPSS’de ”kopya çekildiği ve soruların çalındığı” iddialarıyla ilgili soruşturma başlattı.

Alınan bilgiye göre, Cumhuriyet Başsavcılığı, KPSS konusunda basında yer alan haberler üzerine harekete geçti.

Konuya ilişkin resmen soruşturma başlatan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, iddialarla ilgili araştırmalar yapacak.

Bazı sendikalar ile sınava giren adayların kişisel suç duyuruları da bu soruşturma dosyasıyla birleştirilecek.

Memur Suçları Soruşturma Bürosu’nda görevli Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan tarafından yürütülecek soruşturma çerçevesinde, ilk olarak sınava ilişkin detaylı bilgilerin araştırılacağı ve toplanacağı öğrenildi.

Bu kapsamda, önümüzdeki günlerde bazı yetkililerin de ifadelerine başvurulacağı belirtildi.

Anadolu Ajansı

Memurlar.Net (KPSS 2010′da Olan Biten Üzerine…)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 23rd, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175060/:

Memurlar.Net (KPSS 2010′da Olan Biten Üzerine…)

KPSS 2010 sınavıyla ilgili son bir hafta içerisinde yoğunlaşan iddialarla ilgili ele alınması gereken iki temel sorun var.

Bunlardan birincisi diğer senelere göre görece kolay olan genel kültür ve yetenek sınavıyla ilgili olanı, netlerin eksik sayılması, yani yanlış olduğu açıklanan ve puan değerlendirilmesine alınmaması gereken soruların puanlandırmaya eklendiğinin belirtilmesi. Ondalıklı her dilimde yüzlerce genç üniversiteli işsizin gezindiği bir sınavda 0,1 puanın bile bir değeri olduğu için “ne var yahu bir puanları da eksik oluversin” diyemeyeceğiniz bir sınavdan bahsediyoruz.

İkincisi ise bugünlerde özellikle öğretmen adaylarını çileden çıkaran, puanlarını düşüren Eğitim Bilimleri sınavı şaibeleri. ÖSYM’nin birinci soruya vereceği yanıtın, ikinci sorudan çok ayrı olduğunu belirtmekte fayda var. Birinci soru teknik detaylarda gizliyken, ikinci soru suistimal ve kopya olasılıklarını barındırmaktadır

Eğitim Bilimleri 2010 sınavının kendisini diğer senelerden ayıran temel iki özelliği var. Bunlardan birincisi ayırt edici soruların içinde bulunması, ikincisi genel kapsam genişliği. Yani bu sınav, içerisinde daha önceki senelerde çıkmamış olan pedagojik kavramları ve daha önceki senelerle ilgisi olmayan, sorulara işkence havası veren, öncel ve grafikleri içerisinde taşımaktadır. Bu yüzden baştan söylemek gerekirse, değme bir eğitim uzmanını KPSS 2010 Eğitim Bilimleri sınavına soksanız, taş çatlasın yapacağı doğru soru sayısının 110 olacağını size özellikle belirtmek isterim. Son cümleden çıkmak istediğim yerse şurası, bu sınav eğitimcilerin sıralamalar yaptığı internet forumu veya facebook sayfalarında bugünlerde sıkça görebileceğiniz TC kimlik no’su sahiplerinin 120 soruda 0 hatayla çıkabileceği bir sınav olmadığı gibi; standart sapması yüksek, aritmetik ortalamayı geçen senelerden bir hayli aşağı çekmesi beklenen bir sınavdır. Bu iddiamın kendisini son beş yıl içerisinde çıkan soruları ilgili eğitim kurumları ve üniversiteli hocalarımızla tartışmanızı mutlaka tavsiye ederim. KPSS Kopya Skandalı başlığıyla TV haberlerinde izlediğiniz üzere, geçen senelerde bırakınız 500 tane insanı, 1 tane insanın bile yanlışsız yapamadığı Eğitim Bilimleri sınavı sorularını, bu sene ne hikmetse 500′e yakın kişinin (kimdirler, hangi üniversitede eğitim uzmanı olarak çalışmaktadırlar!) yaptığının mantıksal bir açıklaması yoktur.

KPSS 2010′da ÖSYM’nin verdiği sayısal ifadelerse, bu “fulleme” iddiasını doğrular bir sayısal değer taşımaktadır. Önceki sene bu seneye göre daha kolay olarak ifade edebileceğimiz eğitim sınavının aritmetik ortalaması 59′larda gezinirken, bu senenin aritmetik ortalaması başarı düzeyine(!) bağlı olarak 2 puan artmıştır. Yalnız burada şöyle bir parantezi açmamız gerekiyor, bu başarılı olanlar kimler? Benim konuyla ilgili konuştuğum, yorumlarını dinlediğim, okuduğum tüm öğretmen adayları yaklaşık 1-2 senedir bu sınavla ilgili her şeyi deyim yerindeyse yutmuş insanlardır. Ve bunların hiçbirisi eğitim bilimleri sınavında 100 netim çıkar diyememiştir. Hal böyleyken bu ortalamaları ortaya çıkaran başarılı arkadaşlar ne işle iştigal etmektedir, aynı bölgede mi yaşarlar, aynı dershaneye mi giderler, hakikaten ben bu bahse konu olan 120-0′lıklarla beraber, bir de bunların bilerek yanlış yapanlarını, bilerek soruları eksik bırakanlarını (siz 500 deyin ben 5000 diyeyim!) merak ediyorum. Bu arkadaşlar uzaydan falan inerek mi ortalamaları 2 puan artırdılar ve eğitim bilimleri sıralamalarını 10′ar binlik derecelerle arkaya düşürdüler. Merak işte…

Konuyla ilgili bir protesto ruhu ortaya çıktığıysa çok açık, gençler anlayamadıkları bu oyunun bir figüranı olmak yerine kendi muhalefet ağlarını, iletişim adacıklarını kurmaya kararlılar gibi gözüküyor. E-mail atma, facebook grupları kurma vb. Çağımızın ritmine uygun, kendiliğinden örgütlenen gençlik ortaklaşmaları ve isyanı. Medyada bu olayın geniş yankı bulması, internette oluşan birlik ruhu, kopyacılar atanacaksa hiçbirimiz atanmayalım daha iyidir tavrı, haksızlığa karşı koymanın dili olarak ortaya çıkıyor.

Düşünün ki siz bir sene boyunca amiyane tabirle eşekler gibi çalışacaksınız, bir işsizsiniz, o kadar okumuşsunuz, kendi mesleğinizi yani öğretmenliği yapmak için bu sınavı kazanacağına ant içmişsiniz. Her şey yolunda gidiyor, 1-2 puan düşer, olabilir dediğiniz KPSS 10 puanları birden 10 puan düşüyor… Hiç sormayacak mısınız? Hayırdır da KPSS tarihinde böyle bir şey yoktur diye… Evet bu gençler de onu soruyor, sormakla kalmıyor dilekçe veriyorlar, dilekçe vermekle kalmıyor basın açıklaması yapıyorlar, basın açıklamasıyla kalmıyor, Ankara’nın orta yerinde sırf işsizliğe hayır dedikleri için gözaltına alınıyorlar.

Şimdi yazımızın sonuna gelirken, genç öğretmen adaylarını bekleyen bir handikaptan bahsedelim. Hani derler ya, bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü? MEB bu sınavın hemen 3-4 gün sonrası atama kılavuzu yayınladı, hem de kontenjanları içinde olmadan… MEB bundan birkaç gün sonra akşamın yel esen saati şu kadar adamı atayacağım, işte bunlarda taban puanları dedi… Allahım o da ne? Bu taban puanlar neden böyle düşük? Vallahi bilmiyoruz? Neler oluyor, bu acelenin nedeni nedir, MEB bu söylentiler dönerken konuyla alakalı ne düşünüyor bilemiyoruz. Ama bu acele bir hafta içerisinde atama başvurularının biteceğinin göstergesi… Sınavla ilgili kaygılar giderilmeden, atamalar başlıyor… Hayırlı olsunlar efendim… ÖSYM mi sormayın gitsin ne dili vardır, ne dilinin kuyruğu… “Öğrenciler boşa gürültü çıkarıyor canım, bunlar binlerce olsa ne olur, tek başına olsa ne olur… mu acaba?” “ÖSYM’de bizim tanıdıklarımız haricinde kimse çalışamaz, burada çalışacak adamın yüksek puan alması kriter değil… mi acaba?” Pardon da neler oluyor orada… Bu yaşananlara bizim mahallenin bakkalı cevap verecek değil…

Bu çocuklar puanlarını geri istiyor… Bu çocuklar bu puanlar neden bu kadar düştü onu bilmek istiyor… Bu çocuklar öğretmen olmak istiyor… Çocuklara kıymayın efendiler…

OSMAN KILIK (sendika.org)

Memurlar.Net

Memurlar.Net (KPSS 2010′da Olan Biten Üzerine…)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 23rd, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175060/:

Memurlar.Net (KPSS 2010′da Olan Biten Üzerine…)

KPSS 2010 sınavıyla ilgili son bir hafta içerisinde yoğunlaşan iddialarla ilgili ele alınması gereken iki temel sorun var.

Bunlardan birincisi diğer senelere göre görece kolay olan genel kültür ve yetenek sınavıyla ilgili olanı, netlerin eksik sayılması, yani yanlış olduğu açıklanan ve puan değerlendirilmesine alınmaması gereken soruların puanlandırmaya eklendiğinin belirtilmesi. Ondalıklı her dilimde yüzlerce genç üniversiteli işsizin gezindiği bir sınavda 0,1 puanın bile bir değeri olduğu için “ne var yahu bir puanları da eksik oluversin” diyemeyeceğiniz bir sınavdan bahsediyoruz.

İkincisi ise bugünlerde özellikle öğretmen adaylarını çileden çıkaran, puanlarını düşüren Eğitim Bilimleri sınavı şaibeleri. ÖSYM’nin birinci soruya vereceği yanıtın, ikinci sorudan çok ayrı olduğunu belirtmekte fayda var. Birinci soru teknik detaylarda gizliyken, ikinci soru suistimal ve kopya olasılıklarını barındırmaktadır

Eğitim Bilimleri 2010 sınavının kendisini diğer senelerden ayıran temel iki özelliği var. Bunlardan birincisi ayırt edici soruların içinde bulunması, ikincisi genel kapsam genişliği. Yani bu sınav, içerisinde daha önceki senelerde çıkmamış olan pedagojik kavramları ve daha önceki senelerle ilgisi olmayan, sorulara işkence havası veren, öncel ve grafikleri içerisinde taşımaktadır. Bu yüzden baştan söylemek gerekirse, değme bir eğitim uzmanını KPSS 2010 Eğitim Bilimleri sınavına soksanız, taş çatlasın yapacağı doğru soru sayısının 110 olacağını size özellikle belirtmek isterim. Son cümleden çıkmak istediğim yerse şurası, bu sınav eğitimcilerin sıralamalar yaptığı internet forumu veya facebook sayfalarında bugünlerde sıkça görebileceğiniz TC kimlik no’su sahiplerinin 120 soruda 0 hatayla çıkabileceği bir sınav olmadığı gibi; standart sapması yüksek, aritmetik ortalamayı geçen senelerden bir hayli aşağı çekmesi beklenen bir sınavdır. Bu iddiamın kendisini son beş yıl içerisinde çıkan soruları ilgili eğitim kurumları ve üniversiteli hocalarımızla tartışmanızı mutlaka tavsiye ederim. KPSS Kopya Skandalı başlığıyla TV haberlerinde izlediğiniz üzere, geçen senelerde bırakınız 500 tane insanı, 1 tane insanın bile yanlışsız yapamadığı Eğitim Bilimleri sınavı sorularını, bu sene ne hikmetse 500′e yakın kişinin (kimdirler, hangi üniversitede eğitim uzmanı olarak çalışmaktadırlar!) yaptığının mantıksal bir açıklaması yoktur.

KPSS 2010′da ÖSYM’nin verdiği sayısal ifadelerse, bu “fulleme” iddiasını doğrular bir sayısal değer taşımaktadır. Önceki sene bu seneye göre daha kolay olarak ifade edebileceğimiz eğitim sınavının aritmetik ortalaması 59′larda gezinirken, bu senenin aritmetik ortalaması başarı düzeyine(!) bağlı olarak 2 puan artmıştır. Yalnız burada şöyle bir parantezi açmamız gerekiyor, bu başarılı olanlar kimler? Benim konuyla ilgili konuştuğum, yorumlarını dinlediğim, okuduğum tüm öğretmen adayları yaklaşık 1-2 senedir bu sınavla ilgili her şeyi deyim yerindeyse yutmuş insanlardır. Ve bunların hiçbirisi eğitim bilimleri sınavında 100 netim çıkar diyememiştir. Hal böyleyken bu ortalamaları ortaya çıkaran başarılı arkadaşlar ne işle iştigal etmektedir, aynı bölgede mi yaşarlar, aynı dershaneye mi giderler, hakikaten ben bu bahse konu olan 120-0′lıklarla beraber, bir de bunların bilerek yanlış yapanlarını, bilerek soruları eksik bırakanlarını (siz 500 deyin ben 5000 diyeyim!) merak ediyorum. Bu arkadaşlar uzaydan falan inerek mi ortalamaları 2 puan artırdılar ve eğitim bilimleri sıralamalarını 10′ar binlik derecelerle arkaya düşürdüler. Merak işte…

Konuyla ilgili bir protesto ruhu ortaya çıktığıysa çok açık, gençler anlayamadıkları bu oyunun bir figüranı olmak yerine kendi muhalefet ağlarını, iletişim adacıklarını kurmaya kararlılar gibi gözüküyor. E-mail atma, facebook grupları kurma vb. Çağımızın ritmine uygun, kendiliğinden örgütlenen gençlik ortaklaşmaları ve isyanı. Medyada bu olayın geniş yankı bulması, internette oluşan birlik ruhu, kopyacılar atanacaksa hiçbirimiz atanmayalım daha iyidir tavrı, haksızlığa karşı koymanın dili olarak ortaya çıkıyor.

Düşünün ki siz bir sene boyunca amiyane tabirle eşekler gibi çalışacaksınız, bir işsizsiniz, o kadar okumuşsunuz, kendi mesleğinizi yani öğretmenliği yapmak için bu sınavı kazanacağına ant içmişsiniz. Her şey yolunda gidiyor, 1-2 puan düşer, olabilir dediğiniz KPSS 10 puanları birden 10 puan düşüyor… Hiç sormayacak mısınız? Hayırdır da KPSS tarihinde böyle bir şey yoktur diye… Evet bu gençler de onu soruyor, sormakla kalmıyor dilekçe veriyorlar, dilekçe vermekle kalmıyor basın açıklaması yapıyorlar, basın açıklamasıyla kalmıyor, Ankara’nın orta yerinde sırf işsizliğe hayır dedikleri için gözaltına alınıyorlar.

Şimdi yazımızın sonuna gelirken, genç öğretmen adaylarını bekleyen bir handikaptan bahsedelim. Hani derler ya, bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü? MEB bu sınavın hemen 3-4 gün sonrası atama kılavuzu yayınladı, hem de kontenjanları içinde olmadan… MEB bundan birkaç gün sonra akşamın yel esen saati şu kadar adamı atayacağım, işte bunlarda taban puanları dedi… Allahım o da ne? Bu taban puanlar neden böyle düşük? Vallahi bilmiyoruz? Neler oluyor, bu acelenin nedeni nedir, MEB bu söylentiler dönerken konuyla alakalı ne düşünüyor bilemiyoruz. Ama bu acele bir hafta içerisinde atama başvurularının biteceğinin göstergesi… Sınavla ilgili kaygılar giderilmeden, atamalar başlıyor… Hayırlı olsunlar efendim… ÖSYM mi sormayın gitsin ne dili vardır, ne dilinin kuyruğu… “Öğrenciler boşa gürültü çıkarıyor canım, bunlar binlerce olsa ne olur, tek başına olsa ne olur… mu acaba?” “ÖSYM’de bizim tanıdıklarımız haricinde kimse çalışamaz, burada çalışacak adamın yüksek puan alması kriter değil… mi acaba?” Pardon da neler oluyor orada… Bu yaşananlara bizim mahallenin bakkalı cevap verecek değil…

Bu çocuklar puanlarını geri istiyor… Bu çocuklar bu puanlar neden bu kadar düştü onu bilmek istiyor… Bu çocuklar öğretmen olmak istiyor… Çocuklara kıymayın efendiler…

OSMAN KILIK (sendika.org)

Memurlar.Net

Memurlar.Net (2010 KPSS Lisans Branş Sıralamalarını Yayınlıyoruz)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 22nd, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/175002/:

Memurlar.Net (2010 KPSS Lisans Branş Sıralamalarını Yayınlıyoruz)

ÖSYM’nin sunmuş olduğu verilerde, tüm KPSS puanları yer almaktadır. Ancak memurlar.net olarak çok önemli gördüğümüz iki puan türündeki (P3 ve P10) sıralamaları yayınlayacağız.

Bilindiği üzere lisans mezunları için memur atamalarında KPSS3, öğretmen atamalarında KPSS10 puanı kullanılmaktadır.

Bölümünüzü, KPSS puan türünü ve puanınızı yazarak, http://www.memurlar.net/kpss/siralama.aspx adresinden, branşınızdaki sıralamaları görebilirsiniz. sorgulama sonucunda, puan, sıralamadaki yeri ve adayın hangi üniversiteden olduğu bilgisi gelecektir.

Memurlar.Net

Memurlar.Net (MEB müsteşar yardımcısı 30 bin öğretmen ataması için soruları cevapladı/ Video)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 20th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/174872/:

Memurlar.Net (MEB müsteşar yardımcısı 30 bin öğretmen ataması için soruları cevapladı/ Video)


Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen atama kılavuzunu yayımladı. 30 bin kadrolu öğretmen ataması yapılacak.

Başvurular 18-27 Ağustos 2010 tarihleri arasında alınacak.

Milli Eğitim Bakanlığı müsteşar yardımcısı Salih Çelik katıldığı TV proğramında merak edilen soruları cevapladı.

Memurlar.Net

Abbas Güçlü – Referandumun sonucunu eğitim zedeler belirleyecek – Milliyet.com.tr

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 20th, 2010

Quoted from http://www.milliyet.com.tr/referandumun-sonucunu-egitim-zedeler-belirleyecek/abbas-guclu/turkiye/yazardetay/20.08.2010/1278702/default.htm?ref=haberici:

Abbas Güçlü – Referandumun sonucunu eğitim zedeler belirleyecek – Milliyet.com.tr

Referandumun sonucunu eğitim zedeler belirleyecek

20 Ağustos 2010

Referandumda herkes farklı bir gerekçe ile oy verecek. Anayasa paketi, belki de en son akla gelen unsur olacak.
İktidarın da, muhalefetin de gözardı ettiği çok önemli bir grup var ki referandum sonucunu, kesinlikle onlar belirleyecek. Yani eğitimzedeler, yani sınavzedeler, yani aşağılanmış, dışlanmış, duyarsızlaştırılmış, dayatılmış, hayalleri çalınmış öğrencilerden, öğretmenlerden, velilerden bahsediyoruz.Sayıları en az 10 milyon civarında. Çok önemli bir bölümü de seçmen. Büyük bir ihtimalle de pek çoğu sandığa gitmeyecek. Kendilerine küsenlere, onlar da sandığa gitmeyerek küskünlüklerini, kırgınlıklarını, kızgınlıklarını ifade edecekler.
Gidenlerden bir bölümü de elleri titreyerek evet ya da hayır oyu verseler de, bilin ki her iki tarafın gerekçesi de aynı.
Hayır diyenler hükümete duydukları kızgınlık için, evet diyenler de muhalefetin duyarsızlığı için isteklerinin tam tersi yönde oy kullanacaklar.
Referandumdan eğer hayır çıkarsa, iktidar sorumluyu hiç uzaklarda aramasın. Başbakan Erdoğan yanıbaşına baksın yeter. Hüseyin Çelik döneminde ve halen eğitimde öylesine büyük küskünler ordusu yaratıldı ki, işte şimdi onların konuşma zamanı. Kendilerini hiçbir zaman ciddiye almayanları şimdi onlar da ciddiye almamaya hazırlanıyorlar.
Başbakan Erdoğan’ın tırnaklarıyla kazıyarak kazandığı puanları, son günlerde sanki kasıtlıymışçasına MEB’in yanı sıra, YÖK ve ÖSYM hovardaca harcıyor. Onlar da MEB gibi hemen her gün küskünler ordusuna yeni on binlerin katılması için ellerinden geleni yapıyorlar.

“Başbakan duy sesimizi!”
İnsanın kendi ya da çocuğunun geleceği söz konusu olduğunda, gözü başka hiçbir şey görmüyor. Ne partiye bakıyor ne diğer söylenenlere. Ve şu günlerde milyonlarca öğrenci, öğretmen ve veli, işte bu modda. Geleceklerinin peşindeler. Kendilerini “enayi” yerine koyanlara kızıyorlar, ürkerek de olsa el uzatanlara şükran duyuyorlar. Ama nedense hemen her gün yeni bir darbe ile karşılaşıyorlar.
ÖSYM bu yıl sınav merkezi olmaktan çıktı, adeta hata merkezi haline geldi. YÖK’ün hesapsız kitapsız kontenjan artışı ise üniversiteleri umut kapısı olmaktan çıkarttı. Tam 110 kontenjan boş kaldı. Sayı, kayıtlardan sonra 150 bine çıkarsa da hiç şaşırmamak gerekir.
Katsayı reformu (!) ise güya meslek liselerinin önünü açacakken tam bir hezimete dönüştü. Geçen yılki çıtanın bile altında kaldılar. Ama faturası direkt iktidara çıkacak en önemli kırgınlık nedenlerinden birisi ise KPSS’de yaşanan “skandallar.” Ortada öylesine ciddi iddialar var ki, ne ÖSYM ilgileniyor ne de YÖK ve MEB.
Soruların dışarıya sızdırıldığı konusunda, sınava giren öğretmenlerden artık hiçbirisinin kuşkusu yok. Hemen her gün, her saat yeni belgeler geliyor.
Bu konuda ÖSYM tarafsızlığını yetirdi. Çünkü iddiaları ciddiye almıyor. Olayı çözmek için değil sanki örtmek için çaba gösteriyor izlenimi veriyor.
YÖK ise kendisine bağlı olan bu kuruma yönelik çok ciddi iddiaları görmemezlikten geliyor. MEB de sanki KPSS’de hiçbir şey yaşanmamışçasına, yarın sınav iptal edilirse yaşanacak kaosu bile dikkate almadan öğretmen alımına başladı.
İşte tüm bu duyarsızlığın faturası, hiç tahmin edilemeyecek bir şekilde referanduma kesilmeye kalkılırsa, işin rengi çok değişir.

İşte iddialar
– D kitapçığında sorun olduğu kesin. Zaten 4 sorunun yanlış ve hatalı olduğunu ÖSYM kendisi açıkladı. Ama iptal edeceğine, bu soruları doğru kabul etti.
– Adayların yanlış ve boş sayılarında müthiş çelişkiler olduğu iddia ediliyor.
– Bugüne kadar Eğitim Bilimleri’nde hiç 120’de 120 ful yapan yokken, bu yıl 350 kişi çıktı. ÖSYM Başkanı sorular kolaydı dedi ama Türkiye ortalaması geçen yılla neredeyse aynı. Ve ful çeken adayların geçen yılki puanları hiç de yüksek değil!
– İngilizce’den mezun olan birinin ful çekme ihtimali milyonda bir bile değil ama var. Aynı şekilde karı-kocaların ful çekme ihtimali de milyonda birken o da var. Hem de çifter çifter.
Özetin özeti: Belki de tüm iddilaar, iddia olmanın ötesine geçmez, belki de hepsi de bileklerinin hakkı ile bu puanları aldılar. İşte bu ortaya konsun ve toplum onlara kızacağına tebrik etsin. Yoksa faturası ağır olur. Bizden hatırlatması!..

Ankara’yı Karıştıran Dedikodu | Elma Haber | Haber Sondakika Güncel Haberler

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 18th, 2010

Quoted from http://www.elmahaber.com/news_detail.php?id=22281:

Ankara’yı Karıştıran Dedikodu

Ankara’yı Karıştıran Dedikodu

Ankara bugünlerde Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ’nun boşanma kararı aldığı haberleriyle çalkalanıyor. İşte ayrıntılar…

elmahaber

Ankara’da kulislerde bir süredir Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun muhasebeci olan eşi Birol Çubukçu’dan boşanacağı haberleriyle çalkalanıyor.

Geçtiğimiz haftalarda tiroid bezi kanseri teşhisi konulan ve ÇAPA Tıp Fakültesi’nde ameliyat olan Nimet Çubukçu’nun sağlık durumunun iyi olduğu belirtiliyor.

Çubukçu’nun iyileşme süreci sonrası eşi Birol Çubukçu’dan boşanma kararı aldığı öğrenildi.

Alınan bilgilere göre üniversite yıllarında birbirlerine aşık olarak evlenen çiftin “geçimsizlik” nedeniyle boşanma kararı aldığı belirtiliyor.

Memurlar.Net (ÖSYM Başkanı: 350 aday 120 net yaptı, kopya iddialarını araştırıyoruz)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 18th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/174657/:

Memurlar.Net (ÖSYM Başkanı: 350 aday 120 net yaptı, kopya iddialarını araştırıyoruz)

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 10-11 Temmuz 2010 tarihlerinde yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda (KPSS) soruların çalındığı veya kopya çekildiği yönündeki iddiaların araştırıldığını, araştırma sonucuna göre gerekli girişimlerde bulunulacağını bildirdi.

İddiaları ortaya koyanların elinde delil bulunmadığını ancak iddiaları ihbar kabul ederek araştırma yaptıklarını söyleyen Yarımağan, KPSS’de Eğitim Bilimleri testinde 350 adayın tam puan aldığını, bu adaylarla yüksek puan alan bazı adayların da araştırıldığı belirtti. Yarımağan, ”Başka şeyleri de araştırıyoruz ama görünende bir şey yok. Dağılımlarda anormal bir şey görünmüyor” dedi.

KPSS’deki iddialara ilişkin soruları yanıtlayan Yarımağan, ”Birtakım iddialar var. O iddilar delil niteliğinde değil. Bu nedenle onlara istinaden bir şey yapmak mümkün değil. İddiaları ortaya koyanların elinde de hiçbir kanıt yok. Onlar da tamamen hisleriyle söylüyorlar” diye konuştu.

KPSS’nin ikinci oturumu olan Eğitim Bilimleri testinde 350 kişinin 120 sorunun tümünü doğru yanıtladığını bildiren Yarımağan, üniversiteye giriş sınavında da Matematik sorularının tümünü doğru yanıtlayan 7 bin aday olduğuna işaret etti.

Yarımağan, ”Bir testte soruların tümünü yapmak anormal değil, çok normal bir olay. Anormal gibi görünen şu, bu testte bundan önceki senelerde soruların tümünü yapan çıkmıyormuş ama bu tek başına bir kanıt değil ki. Birtakım şeyleri araştırıyoruz. O araştırmaların sonunda bir şey bulursak gerekli girişimlerde bulunuruz. Şu aşamada orada bir şey olduğuna ilişkin somut hiçbir veri yok” dedi.

-”MÜFREDAT DEĞİŞTİ, SORULAR KOLAYLAŞTI”-

Önceki yıllarda tüm soruları doğru yanıtlayan aday çıkmamasına karşın bu sınavda 350 adayın tam puan almasının nedenini Yarımağan şöyle açıkladı:

”Soruları hazırlayan öğretmenlerle konuştuk, onlar diyor ki ‘müfredat değişti, soruların türü çok değişti, dolayısıyla eski sınavlarla çok karşılaştırmayın.

Yani Eğitim Bilimlerinin müfredatı değişmiş. Son iki yıldır sorulan sorular farklı türde ve bu sene de sorular bayağı kolay. Nitekim ortalamada 9 puan farketmiş. Yani geçen yıla göre (soruları doğru yanıtlamada) ortalama 9 puan artarak 52′den 61′e yükselmiş. Demek ki geçen seneye göre sorularda ciddi bir kolaylaşma var. Zaten soruları hazırlayan hocalar da bunu söylüyorlar.

Ama biz 120 soruluk testte geçen sene hiç tam yapan çıkmamışken bu sene 350 kişi çıktı diye bunu bir gösterge olarak değerlendirip inceliyoruz. Bundan hemen ‘sorular çalınmış’ diye bir sonuç çıkarmak mümkün değil.”

Araştırmalar sonucunda iddiaların doğruluğu kanıtlanırsa sınavın iptal edilip edilmeyeceğine ilişkin soruya Yarımağan, ”Herşey her zaman mümkün. Böyle bir şey olduğu ispat edilirse kanıtları olursa olabilir ama böyle bir şey olduğuna inanmıyorum” yanıtını verdi.

Araştırmaların hangi konular üzerinden yürütüldüğü sorusunu Yarımağan, ”Soruların tümünü doğru yanıtlayan 350 adayı değil, başka adayları da araştırıyoruz. Yüksek puan alanları araştırıyoruz” diye yanıtladı.

-KARI-KOCA TÜM SORULARI DOĞRU YANITLAR MI?-

KPSS’nin Eğitim Bilimleri testinde bir karı-kocanın 120 sorunun tamamını doğru yanıtladığının anımsatılması üzerine Yarımağan, ”Evet, bunlar kafa karıştırıyor. Ben mutlaka ‘hiçbir şey olmamıştır’ demiyorum ama bir karı-kocanın ikisi birden 120 sorunun 120′sini yaptı diye bunlar mutlaka kopya çekti sonucunu çıkaramazsınız. Şüphelenirsiniz, incelersiniz. Buradan bir sonuç çıkarmamak lazım hemen” diye konuştu.

Yarımağan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Görünende bir şey yok. Soruların tümünü yapan adaylar, bu 350 aday Türkiye’nin her yerinden. Her ilden bir-iki kişi, üç kişi. En çok Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de var. Bir yörede toplanmıyorlar. Başka şeylere de bakıyoruz, araştırıyoruz. Bunları bir ihbar kabul edip araştırıyoruz ama görünende bir şey yok.”

Ünal Yarımağan, dün akşam saatlerinde YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan ile konuyu beraber değerlendirdiklerini söyledi.

-”SORULARDA BİR SIZMA OLSA DAĞILIMLAR BÖYLE OLMAZ”-

”Bazı dershanelerin ÖSYM’den bazı kişilerle bağlantı kurup soruları aldığı” yönündeki iddiaların anımsatılması üzerine Yarımağan, şunları kaydetti:

”Ben böyle bir şey olmasına ihtimal vermiyorum. Tabii ki olmaz olmaz diye bir şey yoktur dünyada. Yani ABD’nin en sıkı güvenlik şifrelerini bile kıranlar oluyor. Olmaz olmaz diye bir şey yok ama ben özellikle ÖSYM’nin içindeki güvenlik önlemlerinin artı kişilerin güvenilir olduğuna inanıyorum. Bugüne kadar ÖSYM’den bir şey olmadı ama hiç olmaz diye de bir iddiada bulunamam. Çünkü sonuçta bu sorular matbaaya gidiyor, basılıyor, sonra 81 ile dağıtılıyor, sonra bilmem ne kadar salona dağıtılıyor. Oralarda da biz elimizden gelen bütün önlemleri alıyoruz. Bir şey olduğunu da ben sanmıyorum. Veriler de onu göstermiyor. Bir sızma olsa dağılımlar böyle olmaz.”

-”TELAŞLANACAK BİR ŞEY YOK”-

Araştırmanın birkaç gün sürebileceğini söyleyen Yarımağan, ”Öğretmen adayları müsterih olsunlar, bir şey yok ortalıkta. Birileri ortaya bir şey attı, ortalığı bulandırdı. Telaşlanacak bir şey yok. Günümüz teknolojisinde, ‘bir kişi soruları salonda kameraya çekti, dışarıya gönderdi’ gibi senaryolar yaratılabilir. Günümüz teknolojisi çok ileri. Öyle bir şeyler oldu, üç-beş kişiye gittiyse bilemem ama ben geniş çaplı bir şey olduğuna inanmıyorum” diye konuştu.

”Geniş çaplı olmasa bile sınavın iptalini gerektirir mi?” sorusuna Yarımağan, ”Varsayım üzerinden konuşmak istemiyorum. Öyle birşey olduğuna ihtimal vermiyorum. Öyle bir şey olduğunu gösteren kanıt da yok, ama kanıt olursa üzerine gideriz” dedi.

-SORU İPTALLERİ-

Yarımağan, KPSS’de iptal edilen 4 soruyla ilgili de bazı yanlış anlamalar olduğunu ifade etti. Genel Yetenek testinde 1, İktisat testinde 1, İstatistik testinde de 2 sorunun iptal edildiğini belirten Yarımağan, şunları kaydetti:

”Biz iptal edilen bu soruları adayların doğru cevapladığını kabul ettik ama bu sorulara hiç cevap vermeyen adaylara, o sorulara hiç dokunmayan adaylara bir puan da vermedik. Bunu bazıları yanlış anlamış. Soru iptalinde herhangi bir yanlışlık ve usulsüzlük söz konusu değil.

İstatistik testine birçok aday hiç dokunmuyor. İstatistik testinde 2 soruyu iptal ettik diye biz bu sorulara hiç dokunmayan adaylara iki puan vermedik. Ama istatistik testini yapan adaylar için iptal edilen soruların doğru yanıtlandığını varsaydık.

Bizim yaptığımız açıklamada, ‘teste cevap veren adaylar tarafından iptal edilen soruların doğru cevaplandığı kabul edilerek değerlendirme yapılmıştır’ diyoruz. Bunu yanlış anlayanlar olmuş. Yanlışlık söz konusu değil.”

KPSS’deki iddialarla ilgili ÖSYM’ye başvuran olup olmadığı sorusu üzerine Yarımağan, ”Tüm sınavlarda olduğu gibi bu sınavdan önce de bize birkaç emniyet müdürlüğünden bilgi gelmişti, ‘ilimizde böyle bir duyum aldık bir usulsüzlük yapılacağına ilişkin, üzerine gidiyoruz’ diye. Fakat sonunda onlar da hiçbir şey bulup bize bildirmediler” dedi.

Anadolu Ajansı

Memurlar.Net (KPSS’de sorular çalındı iddiaları tartışılıyor)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 17th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/174521/:

Memurlar.Net (KPSS’de sorular çalındı iddiaları tartışılıyor)

Yüzbinlerce devlet memuru adayı, KPSS’de aday puanlarının yanlış hesaplandığını iddia ediyor. Vahim iddia: Sorular çalındı…

Yıllardır en güvenilir kurumlardan biri olan ÖSYM karıştı. Üniversite sınavından sonra KPSS’de de sorun olduğu iddia edildi. Yüz binlerce kişi sonuca itiraz etti.

RADİKAL gazetesinde yer alan Betül Kotan imzalı haberin ayrıntıları şöyle…

Devlet memurluğu için KPSS’ye giren yüz binlerce aday puanlarının yanlış hesaplandığını iddia ederek, basın bürolarını e-posta yağmuruna tuttu.

2009 KPSS’de sınav birincisinin bile 120’de 120 net çıkaramadığını belirten adaylar, bu yıl 500’den fazla adayın tüm soruları doğru yanıtlamasının bir açıklaması olması gerektiğini öne sürdü.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ise adayların yüzde 70’inin puanlarının yanlış hesaplandığını savunduğunu belirterek, “ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, neden sağır ve dilsizi oynuyor?” diye sordu.

ÖSYM Başkanı Yarımağan konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçınırken, ÖSYM kaynakları çok sayıda adayın tüm soruları doğru yanıtlamasının nedenini, soruların kolay olmasına bağladılar.

Üniversiteye giriş, tıpta uzmanlık ve polislik sınavlarında yaşanan skandallarla tartışma konusu haline gelen ÖSYM, bu kez de KPSS sonuçlarına ilişkin ortaya atılan iddialarla gündeme damgasını vurdu. Memur olma hayaliyle 10-11 Temmuz tarihlerinde yapılan KPSS’ye giren yüz binlerce aday, sonuçların açıklanmasının ardından, puanlarının yanlış hesaplandığını iddia ederek, ÖSYM’ye ateş püskürdü.

Adaylar, KPSS’de standart sapma puanlarının değiştiğini, bunun puanlara yansıdığını dile getirdi.

‘Sorular çalındı’ kuşkusu

800 bin adayın katıldığı KPSS’nin sonuçlarına göre 500’ün üzerinde katılımcının eğitim bilimleri sınavında 120’de 120 net çıkarması da tartışma konusu oldu. Bazı adaylar, 2009’da yapılan KPSS’deki sınav birincisinin bile tüm soruları doğru yanıtlayamadığını anımsatarak, ‘Acaba polislik sınavında olduğu gibi sorular bazı kesimlerce ele mi geçirildi?’ kuşkusunu taşıdıklarını dile getirdi.

Netlerinin yanlış hesaplandığını ve puanlarının beklediklerinden daha düşük geldiğini öne süren adaylar, ÖSYM’ye dilekçeyle göndermeye başladı.

ÖSYM Başkanı sessiz

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, “KPSS’ye ilişkin yapacağım bir açıklama yok, bu yüzden bu konuda görüş belirtmek istemiyorum” diyerek soruları yanıtsız bırakırken, ÖSYM yetkilileri, bu yılki soruların daha kolay olduğunu bu nedenle geçen yılki netleriyle bu yılki netleri aynı olan adayların puanlarının farklı olduğunu dile getirdiler. Yetkililer, eğitim bilimleri sınavında çok sayıda adayın tüm soruları doğru yanıtlamasını da yine soruların kolay olmasına bağlayarak, “Sonucuyla ilgili kuşkuları olanlar bize başvurabilirler” mesajı verdiler.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, konuya ilişkin değerlendirmesinde, kendilerine puanlarının yanlış hesaplandığını söyleyen çok sayıda adayın başvurduğunu dile getirdi:

“Standart sapmadan kaynaklanan bir değerlendirme değişikliği mi oldu, yoksa yanlış bir hesaplama mı yapıldı, onu bilmiyoruz. Bu kadar insan benim puanım düşük geldi iddiasındaysa, burada bir pis koku olduğu muhakkak. Adaylar mı yanlış biliyor, yoksa standart sapmayla alakalı bir durum mu, ÖSYM’nin bu konuda kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapmak zorunda. 120 net yapan çocukların eğitim öğretim hayatındaki durumuna bakmak gerek, yapabilecek niteliktemiler, çünkü tam net çıkarmak çok zor. ÖSYM’nin sağır dilsizi oynaması çok yanlış. Çünkü sınava girmiş olanların yüzde 70’i ‘bu işte yanlışlık var’ diyor.”

Kılıç: “İddialar var ama kanıt yok”

ÖSYM yıllarca en güvenilir kurumlardan biriydi. Ancak milyonlarca kişinin kaderini belirleyen kurum şimdi sık sık tartışmaların hedefine oturuyor.

Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç da KPSS’ye yönelik güvensizliği artıracak bir dizi sorun yaşandığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Bu sorunlardan dolayı bazı kesimler, sonuçlara kuşkuyla yaklaşıyor. ÖSYM’ye ve yaptığı sınavlara ilişkin her sonuç açıklanması sırasında, ‘Acaba şimdi ne sorun çıkacak?’ sorusu akıllara geliyor. Çok sayıda aday bize de gelip kuşkularını dile getirdi. Ancak biz soruların çalındığına ilişkin net bir veriye sahip değiliz. Bu bir olasılık dahilinde, polis koleji sınavında da bir şaibe olmuştu, sonra sınav iptal edilmişti. Şimdi de bazı şaibeler ortaya atılıyor ama elimizde bunu kanıtlayan herhangi bir şey yok. Elimizde kanıt olmadığı için bir şey söyleyemiyoruz.”

Radikal

Memurlar.Net (Sözleşmeli öğretmenler başka baharı bekleyecek)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 16th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/174444/:

Memurlar.Net (Sözleşmeli öğretmenler başka baharı bekleyecek)

Yıl 2008, Bakan: Hüseyin ÇELİK sözleşmeli öğretmenleri kademeli olarak kadroya geçireceklerini açıkladı…

Yıl 2009, Bakan: Nimet ÇUBUKÇU göreve gelir gelmez basınla yaptığı ilk görüşmelerde sözleşmeli öğretmenliğin iş barışına zarar verdiği bu uygulamadan vazgeçilmesi gerektiği mesajlarını verdi.

Bu da yetmedi. Bakanlığın Resmi İnternet Sitesinde basın açıklaması koydu. Tarih 25 Haziran 2009…

“Sözleşmeli Öğretmenlere İlişkin Basın Açıklaması

Sözleşmeli öğretmenlerimizin kadroya geçirilmesi ve bundan sonraki süreçte Millî Eğitim Bakanlığı’na sözleşmeli yerine kadrolu öğretmen alınması yönündeki karar sayın Bakanımızın bizzat kendisi tarafından 24 Haziran 2009 Çarşamba günü TRT 3/GAP televizyonundan canlı olarak yayımlanan “Gelecek Eğitimle Gelecek” programında duyurulmuştur.

Buna göre Bakanlığımız, şu anda görevlerinin başında bulunan sözleşmeli öğretmenleri kademeli bir şekilde kadroya geçirilmesi üzerine çalışmalarını Maliye Bakanlığı ile görüşerek yürütmektedir. Bunun yanı sıra önümüzdeki dönemde yeni sözleşmeli öğretmenlerin istihdamı yerine kadrolu öğretmenlerin alımı yapılmasına ağırlık verilecektir.

Maliye Bakanlığı ile yapılan görüşmelerden elde edilecek sonuçlar yine Bakanlığımız tarafından ilan edilecektir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyuruayrinti.asp?ID=6537″

Bu cümleler sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçme beklentilerini arttırmıştır. Evet yeni bir bakan geldi sorunumuz çözümlenecek, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmekten kurtulacağız beklentileri körüklenmiştir.

Geçiş Hüseyin ÇELİK’in söylediği gibi kademeli olacaktı. Yani doğuda 3 yıl sözleşmeli çalıştıysanız kadroya geçecektiniz.

Burada olası sıkıntıları bertaraf etmek yine ters köşeye yatmamak adına “Sözleşmeli öğretmenler ve sendikalar taleplerini değiştirmelidir…” başlıklı bir yazıyı kaleme aldık.

Bu yazıdan önce de ele alınan yazılar ve talepler söz konusu idi… O dönemde bakanın bu basın açıklaması sonucu herkesin kadroya geçişi beklentileri başlamış ve tamamının kadroya geçişinin mümkün olmadığına ya da çok zor olduğuna ilişkin değerlendirmelerimiz tepkilere yol açmıştı.

Oysa ki biz konuyu, kendi isteklerimiz doğrultusunda değil konunun hukuki ve bakanlık yaklaşımı noktasında objektif ele almaya çalışmıştık. Keşke haklı çıkmasaydık ama maalesef haklı çıktık.

O dönemde kademeli geçişten bahsedildiğinde yıl 2009 idi. İlk sözleşmeli öğretmenlik uygulaması ise 2006 da başlamıştı. Yani 2009 yılında bu uygulama başlamış olsa idi geçen yıl doğu bölgelerinde (3.hizmet bölgesinde) 3 yılını dolduran öğretmenlerimiz kadroya geçmiş olacaklardı. Bu yıl da 2007 de 3.Hizmet bölgesine, 2006 da 2.hizmet bölgesinde başlayan öğretmenler.

Bugün gelinen noktada maalesef bu gerçekleşmemiştir. 2009 Haziran’ında resmi basın açıklamasında da yer aldığı gibi “Sözleşmeli öğretmenlerimizin kadroya geçirilmesi ve bundan sonraki süreçte Millî Eğitim Bakanlığı’na sözleşmeli yerine kadrolu öğretmen alınması yönündeki karar sayın Bakanımızın bizzat kendisi tarafından 24 Haziran 2009 Çarşamba günü TRT 3/GAP televizyonundan canlı olarak yayımlanan “Gelecek Eğitimle Gelecek” programında duyurulmuştur.”

cümlelerinin hiçbiri gerçekleşmemiştir. Bakan bir karar almış ama uygulama yok. Maliye Bakanlığı sanırım bir yıldır uzaydadır ve henüz dönmemiştir. Çünkü açıklamada Maliye Bakanlığı ile çalışmaların devam ettiği belirtilmektedir. Nasıl bir çalışmadır ki halen sona ermemiştir.

Bugün gelinen noktada;

Son açıklama 5 yılını dolduran Sözleşmeli Öğretmenleri Kadroya geçirileceği yönündedir.

Bu ne demektir? Kademeli geçişten vazgeçtik 5 yılını doldurmalarını bekleyeceğiz…

Beş yıl ne zaman doluyor? İlk kez sözleşmeli olanların 5 yıllık süresi 2011 Temmuz ayında doluyor…

Ne büyük bir tesadüftür ki Temmuz 2011’de GENEL SEÇİM’ de var… Allah Allah kesinlikle arasında hiçbir bağlantı yoktur(!)…

Bu söze inanalım mı? Ya da denilirse ki seçim yatırımı değil buna inanalım mı? Kamuoyu karar versin ama bir şeyleri yeniden hatırlatmakta fayda vardır:

Sayın ÇUBUKÇU’nun 2009 basın açıklamasında yer alan

  1. “sonraki süreçte Millî Eğitim Bakanlığı’na sözleşmeli yerine kadrolu öğretmen alınması yönündeki karar” gerçekleşmiş midir? Yani MEB’de Bakan ÇUBUKÇU’dan önce daha mı çok sözleşmeli öğretmen vardı? Hayır daha az idi. Yani arttı.
  2. Kademeli geçişten bahsedenler bunu başarmışlar mıdır? Hayır 5 yıldan söz etmeye başlamışlardır.

İnanmak, güvenmek size kalmış… Ben Sözleşmeli Öğretmenlerin kadroya geçeceklerine inanıyorum ama ne zaman? İşte sorun orada…

Her gün bizi e-posta bombardımanına tutan Sözleşmeli Öğretmenlerimize Allah bu mübarek ramazan ayında sabırlar versin…

Karar merciinde olanlara ise “söz tutmada HİDAYET ve icraatta DİRAYET versin ki kul hakkına, ah almaya maruz kalmasınlar…

Daha ne diyelim ki…

Son bir söz: ya tutamayacağınız sözü vermeyeceksiniz, ya da verdiğiniz sözü tutacaksınız… Bunu becermiyorsanız boş yere o koltuklarda oturup insanların ümitleriyle, gelecekleriyle oynamayacaksınız. Devlet yönetimi ciddiyet ister, doğruluk ister, güven ister, süreklilik ister…

Maksut BALMUK

Eğitim Yöneticisi

Memurlar.Net

KINAMA – Anadolu Eğitim ve Bilim Hizmetleri Sendikası

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 13th, 2010

Quoted from http://www.aes.org.tr/yazili-basin-aciklamalari/kinama.html:

KINAMA – Anadolu Eğitim ve Bilim Hizmetleri Sendikası

11 Ağustos 2010 Çarşamba günü yapılan yasal ve haklı “sözleşmeli il emri” eylemi öncesi MEB tarafından basına dağıtılan açıklama içerik, dayanak ve uslup açısından bir garabettir.

Kamuoyunu doğru bilgilendirmek iddiasıyla yapılan açıklamadaki yanlışları, tehdit edilen sözleşmeli öğretmenlerin, basının ve kamuoyunun dikkatine sunuyoruz:

1.Bakanlığın kadrolu ve sözleşmeli öğretmenler arasındaki farkları en aza indirdiği koca bir yalandır.

2.Sözleşmeli öğretmenlerin kadrolulara denk olduğu tek nokta “sendikalı olma hakkıdır. Yapılan eyleme AES dahil 4 sendika destek vermiş, eyleme katılan üyelerini 4688 Sayılı Yasa ile güvence altına almıştır. Vurgu yapılan soruşturma tehditi örgütlüğe ve hak aramaya yönelik bir saldırıdır.

3.Bakanlığın “yer değiştiremeyeceklerini zaten biliyorlardı” iddiası doğru değildir. Eylemi yapan öğretmenlerin çoğu sözleşmelerini imzaladıkları tarihte tıpkı kadrolular gibi özre bağlı olarak il emrine atanabilmekteydi. Değişen yönetmelikle bu hak gasp edilmiş, sözleşme imzalayanlar kandırılmıştır.

4.Süreç içinde yönetmelik değiştiren MEB Anayasaya ve temel insan hakları ile çelişen mevzuatı hukuki dayanak göstermektedir. Yasalar yönetmeliğin üzerindedir. Anayasamızın aile bütünlüğünü koruyan 41. Maddesi değişmedikçe ilgili yönetmelik hukuka aykırı kalacaktır, nitekim sendikamızca dava edilmiştir.

5.Açılan bireysel davalar da kazanılmakta, yasayla çelişen yönetmeliğin ayıbı ise bakanlıkça hala sürdürülmektedir.

6.Bakanlığın Öğrenci hakkını koruma hassasiyeti gözlerimizi yaşartsa da gelişmemiş bölgelerde zorla tutulan bir öğretmenin verimli olmasını beklemek safdilliktir. Asıl olan atanan öğretmeni bölgede uzun süre isteyerek çalışmasını sağlayacak koşulları, özlük ve maaş durumlarını düzeltmektir. Kaldı ki şartlar mükemmel olsa da insanların eş ve çocuklarıyla yaşama hakkı var olmaya devam edecektir.

7.İl emrine atanma hakkının kadrolulara tanınıp sözleşmelilerden esirgenmesi Anayasamızın eşitlik ilkesine de aykırıdır.

8.Açıklamadaki “küçük azınlık” ifadesiyle küçümsenen öğretmenlerin 1000 ya da 1 kişi olması konunun insani ve acil olduğu gerçeğini değiştirmez. Bakanlığın sorun yerine niceliğe odaklanması affedilemez.

9.Sözleşmeli öğretmenlerin “çeşitli sendikal örgütlerle işbirliği içinde” olmaları eleştiri değil ancak takdir konusu olabilir.

10.Siyasi saiklerle hareket edildiği iftirasını bakanlığa aynen iade ediyor, öğretmenlerin yanlarında getirdikleri bebekleri silah, gözyaşlarını örgütsel doküman olarak gören zihniyeti son derece hastalıklı buluyoruz.

Sonuç olarak:

İki milyona yakın personelle Türkiye’nin en büyük bakanlığı olan MEB, “2671” olarak itiraf ettiği sözleşmeli il emri mağdurlarını ailelerine kavuşturmaktan aciz olamaz. Bu yer değişikliği eğitim ve öğretimi baltalamayacak, istifa noktasına gelen öğretmenleri, aileleri ve hatta öğrencilerini mutlu edecektir. “İşinize gelmiyorsa istifa edin” aymazlığı ve “sözleşmenizi iptal ederiz” yaklaşımı arasına sıkıştırılmak istenen öğretmenler sizden sadaka dilenmiyor. Her makam yetki ve sorumluluğunu yasalardan alır, sözleşmeli öğretmenler sizlere yetkilerinizin sınırını ve sorumluluklarınızı hatırlatmaktan vazgeçmeyecektir.

Anadolu Eğitim Sendikası olarak yasal ve haklı bir eylemi karalayan, sözleşmeli öğretmenleri rencide ve tehdit eden Milli Eğitim Bakanlığı’nı kınıyor, bundan sonra da hukuksal ve eylemsel boyutuyla tüm öğretmenlerimizin yanında olacağımızı ilan ediyoruz.

Cansel Güven
Anadolu Eğitim Sendikası Adına
Genel Başkan

Memurlar.Net (Türk Eğitim-Sen’den Çubukçu hakkında suç duyurusu)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 13th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/174251/:

Memurlar.Net (Türk Eğitim-Sen’den Çubukçu hakkında suç duyurusu)

- Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, öğretmenleri tehdit ettiğini öne sürdüğü Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu hakkında suç duyurusunda bulunduklarını bildirdi.

Koncuk, yaptığı yazılı açıklamada, eşlerinden, çocuklarından ayrı olan sözleşmeli öğretmenlerin 11 Ağustosta mağduriyetlerini dile getirmek üzere Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde eylem yaptığını belirtti.

Bakanlığın çalışanların haklı isteklerini dinleyip çözüm üretmek yerine öğretmenleri tehdit eden bir basın açıklaması yaptığını iddia eden Koncuk, şunları kaydetti:

”Bakanlık, sözleşmeli personeli hak arama mücadelelerini sürdürmeleri halinde cezalandırmakla, hatta işten çıkarmakla tehdit etmiş, ‘eylemlerde yer alacak kişilerle ilgili disiplin işlemleri başta olmak üzere her türlü işlemin yapılacağını’ ifade etmiştir. Bu nedenlerden dolayı Türk Eğitim-Sen, Ankara Nöbetçi Cumhuriyet Başsavcılığına Bakan Çubukçu hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.”

Anadolu Ajansı

Memurlar.Net (MEB uyardı, öğretmenler eylemden vazgeçti)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 13th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/174224/:

Memurlar.Net (MEB uyardı, öğretmenler eylemden vazgeçti)

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) eş durumundan ataması yapılmayan sözleşmeli öğretmenler hakkında disiplin soruşturması açılacağını belirtmesi, başkentte ramazan ayı boyunca eylem yapmaya hazırlanan öğretmenlerin geri adım atmasına neden oldu.Türk Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.

İl emrine atama hakkı verilmemesi nedeniyle eşleri ve çocuklarıyla ayrı illerde yaşamak zorunda kalan sözleşmeli öğretmenler, önceki gün başkentte MEB’in önünde başladıkları eyleme Abdi İpekçi Parkı’nda devam etmeye hazırlanırken MEB’in yaptığı açıklama nedeniyle öğretmenler eylemi iptal etmek zorunda kaldı. Sözleşmeli öğretmenlerin MEB yetkilileri ile yaptığı görüşmede ise çözüm çıkmadı.

‘ÖĞRETMENLER TEHDİT EDİLİYOR’

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, sendika olarak sözleşmeli öğretmenlerin hakları için her türlü eylemi meşru gördüklerini belirtti, “Eylem yapan sözleşmeli öğretmenlere gözdağı için ceza verilirse, Türk Eğitim-Sen Türkiye’yi eylem alanına dönüştürecektir” dedi. Koncuk yaptığı yazılı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözleşmeli öğretmenleri tehdit ederek, “ayağınızı denk alın” mesajı verdiğini iddia etti. İsmail Koncuk, Bakan Nimet Çubukçu’ya “Hak aramak ne zamandan beri bu ülkede suç olmuştur” diye seslendi. Devleti temsil eden kurumların öğretmenleri “tehdit etmesine” ilk kez rastladıklarını belirten Koncuk, “Bu utanç verici bir durumdur, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ayıbıdır. Bakan, sözleşmelileri kadroya alacağım diyerek yalan söylemiştir” dedi.

Anadolu Ajansı

Eğitim-İş, yasal girişim başlatacak

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 12th, 2010

Quoted from http://www.haberx.com/egitimis_sozlesmeli_ogretmenleri_sorusturan_tum_kamu_gorevlilerine_karsi_sistematik_yasal_girisim_baslatacak(17,n,10421198,778).aspx:

Eğitim-İş, yasal girişim başlatacak


Eğitim-İş, yasal girişim başlatacak

Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun içeriği “suç” teşkil eden “tehdidin” gereğini yerine getiren sözleşmeli öğretmenlere zarar verme suçuna iştirak eden soruşturmacı, amir ve tüm kamu görevlileri hakkında sistematik yasal girişim başlatacaklarını açıkladı. 12.08.2010 18:15

ANKARA (ANKA) – Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun içeriği “suç” teşkil eden “tehdidin” gereğini yerine getiren sözleşmeli öğretmenlere zarar verme suçuna iştirak eden soruşturmacı, amir ve tüm kamu görevlileri hakkında sistematik yasal girişim başlatacaklarını açıkladı.
Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Yüksel Adıbelli yaptığı yazılı açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun sözleşmeli öğretmenlerin yer değiştirme işlemleriyle ilgili yaptığı açıklamayla sözleşmeli öğretmenlere sözleşmeleri hatırlatarak “gözdağı” verdiğini ileri sürdü. Adıbelli, sözleşmeden doğan hukuksal yükümlülükleri hatırlatma görüntüsünde hem sözleşmeli öğretmenlerin seslerini kısmak hem de sözleşmeli öğretmenler üzerinden onlara destek olan sendikaların köşeye sıkıştırıldığını savundu. Eğitim-İş Başkanı Adıbelli, bu “gözdağı”yla “Milli Eğitimin sömürü sisteminin tehditle hizaya getirme” refleksinden başka bir şey olmadığını öne sürerek, “Eğitimcisini kendi ideolojisine ters düşmekle, başka siyasi odaklara yakınlaşmakla suçlayan bakanlık, yaptığı yanlışlıklardan kendisini aklayamadığı gibi öğretmenini karalamayı, fişlemeyi, disiplin soruşturmalarına sürüklemeyi alışkanlık haline getirmiştir” dedi. Adıbelli sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sayın Çubukçu, “büyük bir istekle sözleşmeleri doldurup imzaladıklarını’ öne sürdüğü öğretmenlerini, kendilerine kadro verilmediği için o imzaya mecbur bırakıldıklarını kabul edip çözüm üretmek yerine, oturduğu koltuğun keyfini sürmektedir. Bugünün çocukları kucaklarında bakanlık kapısında direnen öğretmenler, yarın aynı kapıların önlerinde kendi çocuklarını görmemek bu mücadeleye baş koymuşlardır.”
Eğitim-İş Başkanı Adıbelli, AKP’nin öğretmenleri sınıflara ayırarak onları “iliklerine kadar sömürmeye” çalıştığını, hamallık yaparken can vermelerine sebep olduğunu iddia ederek, bütün bunların AKP’nin demokrasi anlayışını ortaya koyan, maskesini düşüren ibret verici bu skandala sessiz kalmayacaklarını ifade etti.
Adıbelli, “İçeriği suç teşkil eden kanunsuz emrin gereğini yerine getirerek, eylemlere katılan sözleşmeler öğretmenlere zarar verme suçuna iştirak eden soruşturmacı, amir vs tüm kamu görevlileri hakkında sistematik yasal girişim yapılacaktır” diye konuştu.(ANKA)
(ME/ÖMR)

Memurlar.Net (Türk Eğitim-Sen, Çubukçu hakkında suç duyurusunda bulunacak)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 12th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/174144/:

Memurlar.Net (Türk Eğitim-Sen, Çubukçu hakkında suç duyurusunda bulunacak)

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, ailelerine kavuşmak için eylem yapan sözleşmeli öğretmenlere ceza verilmesi durumunda Türk Eğitim-Sen’in Türkiye‘yi eylem alanına dönüştüreceğini belirterek, “Türk Eğitim-Sen olarak öğretmenleri tehdit eden sendikal ve demokratik hakların kullanılmasını açıkça engelleyen Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu hakkında suç duyurusunda da bulunacağız” dedi.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk yaptığı yazılı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığının sözleşmeli öğretmenlerin yer değiştirme işlemlerine ilişkin dün yaptığı açıklamada sözleşmeli öğretmenleri tehdit ettiğini ‘ayağınızı denk alın’ mesajı verdiğini savundu. Bakan Çubukçu’nun sözleşmeli öğretmenleri açıkça tehdit ettiğini savunan Koncuk, “Bugüne kadar eğitimcilerin hak ve menfaatleri için mücadele eden, kölelik düzenine, yandaş kayırmaya, usulsüzlüklere, haksızlıklara karşı duran Türk

Eğitim-Sen, bu noktada sözleşmeli öğretmenler için de her türlü girişimde bulunmuş, miting yapmış, onların haklarını yargıda aramış, sorunlarını her platformda dile getirmiştir. Sendikamızın bu tutumu bundan sonra da aynı şekilde devam edecektir. Bizler Nimet Çubukçu’nun sözleşmeli öğretmenler ile ilgili daha önceden söylediği sözlerden dolayı özür dilemesini ve samimiyetinin bir göstergesi olarak tüm sözleşmelileri kadroya almasını beklerken; ailelerine kavuşmak için dün eylem yapan öğretmenlere yönelik

MEB tarafından yapılan açıklama büyük bir skandaldır. Hak aramak ne zamandan beri bu ülkede suç olmuştur? Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu sendikal haklardan haberdar değil midir? Milli Eğitim Bakanlığı hem suçludur, hem güçlüdür. MEB suçludur. Çünkü farklı statülerde öğretmen istihdamını getirerek, öğretmenleri kadrolu, sözleşmeli, ücretli şeklinde bölmüştür. Öğretmenleri eşlerinden, çocuklarından ayırmıştır. Öğretmenlerin haklarını gasp etmiştir. Onları, üç kuruşa muhtaç etmiştir. Sözleşmelileri kadroya

alacağım diyerek yalan söylemiştir. MEB güçlüdür. Çünkü yaptığı tüm bu haksızlıklara rağmen öğretmenleri tehdit etmekte sakınca görmemiştir” dedi.

Koncuk, Türk Eğitim-Sen olarak Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun sözleşmeli öğretmenlerin kadroya alınmasıyla ilgili verdiği sözü yerine getirememesinden dolayı, bu sözün altında ezildiğini ve Bakanlığın da bu nedenle böyle bir açıklama yaptığını düşündüklerini belirterek, “Türk Eğitim-Sen, sözleşmeli öğretmenlere dün ve bugün olduğu gibi yarın da destek olacak ve sahip çıkacaktır. Bu noktada sendikamız, sözleşmeli öğretmenlerin hakları için her türlü eylemi meşru görmektedir. Bir hukuk devleti olan

ülkemizde, kanunlardan doğan haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Hiç kimse, hiçbir kurum buna engel olamayacaktır. Sözleşmeli öğretmenleri tehdit eden MEB şunu bilmelidir ki; eylem yapan sözleşmeli öğretmenlere gözdağı için ceza verilirse, Türk Eğitim-Sen Türkiye’yi eylem alanına dönüştürecektir. Ayrıca Türk Eğitim olarak, öğretmenleri tehdit eden, sendikal ve demokratik hakların kullanılmasını açıkça engelleyen Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu hakkında suç duyurusunda da bulunacağız” dedi.

İhlas Haber Ajansı

Bakanlıkla sözleşmeli öğretmenler arasında savaş!.. CNN TÜRK Video

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 12th, 2010

Quoted from http://video.cnnturk.com/2010/haber/8/11/bakanlikla-sozlesmeli-ogretmenler-arasinda-savas:

Bakanlıkla sözleşmeli öğretmenler arasında savaş!.. CNN TÜRK Video


Etiketler:

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sözleşmeli öğretmenlerin yer değiştirme işlemlerine ilişkin yapılan açıklamada, “İmzaladıkları sözleşme hükümlerini yerine getirmeyen öğretmenler bundan doğacak her türlü hukuki durumu kabul etmek durumundadır. Öğretmenlerimizin genel bütününü asla temsil etmeyen küçük bir azınlık çeşitli sendikal örgütlerle iş birliği içinde ne yazık ki siyasi saiklerle hareket etmektedir” ifadesine yer verildi.

Memurlar.Net (Milli Eğitim Bakanlığı önünde öğretmen eylemi)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 11th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/174094/:

Memurlar.Net (Milli Eğitim Bakanlığı önünde öğretmen eylemi)

Sözleşmeli eş durumu mağduru öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı önünde çocuklarıyla birlikte eylem yaptı.

Milli Eğitim Bakanlığı önüne beraberlerinde çocuklarıyla birlikte gelen kendilerini Sözleşmeli Eş Durumu Mağdurları olarak nitelendiren bir grup öğretmen “Ayrılmak için evlenmedik”, “Başbakan üç çocuk istiyoruz” gibi sloganlar attı. Kendisi Elazığ’da sınıf öğretmeni olan eşi ise Ankara’da çalışan sınıf öğretmeni Sercan Altın gözyaşları içinde yaptığı açıklamada, sözleşmeli öğretmenlerin il içi ve il dışı tayin hakkının olmaması gibi kadroluların sahip olduğu birçok hakka sahip olmadıklarını belirterek,

“Tayin hakkı, idareci olma şansı gibi onlarca hakkı olmayan biz sözleşmeli öğretmenlerin, tek hakkımız olan eş durumu tayinleriyle eşlerine kavuşma hakkı da il emrinin kaldırılmasıyla elimizden alınmıştır. Şimdi biz eşlerimizden çocuklarımızdan yüzlerce km uzaklarda her gece hasretle, yorganların altına saklanıp sessiz sessiz hıçkırıklara boğuluyoruz” dedi.

Yapılan açıklamanın ardından bir heyet görüşmede bulunmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı’na girdi. Öğretmenler heyetin gelişini Bakanlık önünde oturarak bekledi. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ile yapılan görüşmenin ardından heyetin görüşmede taleplerine olumsuz cevap alındığını söylemesi üzerine grup “Çubukçu istifa” şeklinde slogan attı. Türk Eğitim-Sen yöneticilerinin de destek verdiği eyleme katılan öğretmenler Abdi İpekçi Parkı’nda stant açmak için Bakanlık önünden ayrıldı.

İhlas Haber Ajansı

Memurlar.Net (2010 KPSS Lisans sonuçları açıklandı/ TIKLAYIN)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 11th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/174046/:

Memurlar.Net (2010 KPSS Lisans sonuçları açıklandı/ TIKLAYIN)

800 bin bin adayın katıldığı KPSS sonuçları bugün 14.00′ten itibaren www.osym.gov.tr’den öğrenilebilecek.

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS-Lisans) sonuçları bugün açıklandı.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, 10-11 Temmuz tarihlerinde yapılan KPSS-Lisans değerlendirmesi çalışmalarının tamamlandığı ve sonuçların bugün saat 14.00′ten itibaren duyurulacağı belirtildi. Adaylar, sonuçları yarın saat 14.00′ten itibaren http://www.osym.gov.tr internet adresinden öğrenebilecek. Lisans düzeyinde sadece A grubu ve öğretmenlik kadrolarına yönelik sınava toplam 1 milyon 370 bin 565 aday katılmıştı.

Memurlar.net forum sayfalarında bilgi paylaşımında bulunmak için aşağıdaki bölümleri kullanabilirsiniz.

Eğitim Fakültesi mezunları kategorisi

KPSS Lisans Mezunları Kategorisi

KPSS A Grubu Kategorisi


Memurlar.Net (Eylemci sözleşmeli öğretmenlere disiplin yolu)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 11th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/174077/:

Memurlar.Net (Eylemci sözleşmeli öğretmenlere disiplin yolu)

- Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sözleşmeli öğretmenlerin yer değiştirme işlemlerine ilişkin yapılan açıklamada, ”İmzaladıkları sözleşme hükümlerini yerine getirmeyen öğretmenler bundan doğacak her türlü hukuki durumu kabul etmek durumundadır. Bakanlığımız, eğitim öğretimin sağlıklı bir şekilde devam etmesi amacıyla hukuki haklarını kullanacak olup, izinsiz eylemlerde yer alacak kişilerle ilgili disiplin işlemleri başta olmak üzere her türlü işlemi yapacaktır” ifadesine yer verildi.

Bakanlığın bu süreçte, eğitim öğretimin sağlıklı bir şekilde devam etmesi amacıyla hukuki haklarını kullanacak olup, izinsiz eylemlerde yer alacak kişilerle ilgili disiplin işlemleri başta olmak üzere her türlü işlemi yapacağı bildirildi.

MEB, bazı sözleşmeli öğretmenler tarafından Bakanlık önünde bugün yapılacağı duyurulan ”eş durumundan tayin eylemi” ile ilgili olarak açıklama yaptı.

Bakanlığın 69 bin 406 sözleşmeli olmak üzere, bugünkü tarih itibariyle toplam 606 bin 381 öğretmeni olduğu belirtilerek, öğretmenlerin Türkiye’nin çocukları için görev yerlerinde özveriyle çalıştıkları kaydedildi.

2010 Haziran ayı yer değiştirme döneminde il içi ve iller arası toplam 7 bin 612 sözleşmeli öğretmenin başvurusundan 4 bin 941 sözleşmeli öğretmenin yer değiştirme işleminin gerçekleştirildiği bildirilerek, ”Buna karşılık boş pozisyon yetersizliğinden dolayı sadece eyleme konu olan 2 bin 671 sözleşmeli öğretmenin yer değiştirme işlemi sonuçlandırılamamıştır” denildi.

Bugün eylem yapacak sözleşmeli öğretmenlerin, Türkiye’nin her neresinde olursa olsun görev almak için büyük bir istekle Bakanlığa başvurup, hizmet sözleşmesindeki şartları okuyarak kabul ettiklerini beyan eden kişiler olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi:

”Bakanlığımız da kendilerinden, okuyarak imzaladıkları ve kabul ettikleri hizmet sözleşmesi hükümlerine harfiyen uymalarını beklemektedir. Örneğin, Erzincan’ın Üzümlü İlçesi’ne sözleşmeli öğretmen olarak atanan bir kişi bu bölgede görev yapmayı kabul etmiş anlamına gelir. Bu statüdeki öğretmenlerimiz ancak eş durumu, sağlık ve özel hayatı etkileyen sebeplerle yer değiştirme işlemine tabii tutulabilirler. Bilindiği üzere de Milli Eğitim Bakanlığı, eş durumuna bağlı tayinleri öğretmen açığı ve norm kadroya bağlı olarak gerçekleştirilmektedir. Unutulmaması gerekir ki, Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerimizin hakları kadar öğrencilerimizin de haklarını korumakla mükelleftir. Ülkemizde öğretmelerimizin çalışma koşullarını tercih etme hakkı olduğu kadar, öğrencilerimizin de eğitim alma hakları vardır. Bu hakkı koruma sorumluluğu da Milli Eğitim Bakanlığı’ndadır. Özellikle dezavantajlı bölgelerdeki dezavantajlı çocuklarımızın mevcudiyeti unutulmamalıdır. Fiziki şartlardaki her türlü iyileşmeye rağmen, bugün eğitim öğretim başarısında geride kalan bölgeleri incelediğimiz zaman karşımıza çıkan unsur öğretmen hareketliliğinin fazlalığıdır.”

Açıklamada, öğretmen hareketliliğinin başarıyı doğrudan etkilediği belirtilerek, sözleşmeli öğretmen uygulamasının da bu zaruretle ortaya çıktığı kaydedildi.

-”SÖZLEŞMENİN HÜKÜMLERİNİ YERİNE GETİRMELİ”-

Bakanlık olarak, velilerden en fazla alınan şikayetin, ”çocuklarının aynı öğretmenle eğitime devam edemediklerine yönelik” olduğu ifade edildi.

Sözleşmeli personel istihdam eden tek Bakanlığın Milli Eğitim Bakanlığı olmadığının altı çizilerek, Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere pek çok Bakanlık, kurum/kuruluşta sözleşmeli personelin istihdam edildiği belirtildi.

MEB’in zaman içerisinde kadrolu ve sözleşmeli personel arasındaki maaş, eş durumundan tayin gibi çeşitli haklarda özlük farklılıklarını en aza indirdiği ifade edilerek, şunlar kaydedildi:

”Sözleşmeli öğretmenlerle ilgili durumda, Milli Eğitim Bakanlığı sözleşmedeki her türlü taahhüdünü yerine getiren taraftır. Sözleşmeli öğretmenlerimizin de Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar uyarınca akdedilen sözleşmenin hükümlerini yerine getirmeleri gerekmektedir. İmzaladıkları sözleşme hükümlerini yerine getirmeyenler ise bundan doğacak her türlü hukuki durumu kabul etmek durumundadır. Öğretmenlerimizin genel bütününü asla temsil etmeyen küçük bir azınlık çeşitli sendikal örgütlerle işbirliği içinde ne yazık ki siyasi saiklerle hareket etmektedir. Bakanlığımız bu süreçte, eğitim öğretimin sağlıklı bir şekilde devam etmesi amacıyla hukuki haklarını kullanacak olup, izinsiz eylemlerde yer alacak kişilerle ilgili disiplin işlemleri başta olmak üzere her türlü işlemi yapacaktır.

Bugün eylem yapacak öğretmenlerimizin, öğrencilerinin kendilerine duydukları ihtiyacı da göz önünde bulundurarak, konuya duyarlılık göstereceklerine inanıyoruz.”

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

”Bakanlık olarak kadrolu öğretmenlerimiz için 2010 yılında iki defa il içi ve iller arası özür durumuna bağlı yer değiştirme işleme yapılmasına rağmen, sözleşmeli öğretmenlerimizin Eylül 2010′da yapacağımız il içi ve iller arası yer değiştirme işlemiyle birlikte en az üç defa yer değiştirme işlemi gerçekleştirilmiş olacaktır.

Eylül ayının ilk iki haftasında yapılması düşünülen yer değiştirme işlemi, Ağustos 2010′da 30 bin kadrolu öğretmen atamasında, sözleşmeli pozisyondan kadroluya geçiş yapan öğretmenlerden ve diğer sebeplere bağlı olarak boşalacak tüm boş pozisyonlar özür durumuna bağlı yer değiştirme talebinde bulunacaklara açılarak başvurular değerlendirilecektir.”

Anadolu Ajansı

ÖSYM:”KPSS lisans sonuçları yarın açıklanacak”

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 10th, 2010

Quoted from http://www.osym.gov.tr

ÖSYM (KPSS lisans sonuçları yarın açıklanacak)

2010-KPSS Lisans: Sonuçların Açıklanması

10-11 Temmuz 2010 tarihlerinde yapılan Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS-Lisans) değerlendirilmesi çalışmaları tamamlanmış olup, sonuçlar 11 Ağustos 2010 Çarşamba günü saat 14:00′da açıklanacaktır. Adaylar sonuçları 11 Ağustos 2010 Çarşamba günü saat 14:00′dan itibaren http://www.osym.gov.tr internet adreslerinden öğrenebileceklerdir.

Kamuoyuna duyurulur.

Prof.Dr. A.Ünal YARIMAĞAN

ÖSYM Başkanı

Bu konuyu tartışmak için katılın - (1) Mesaj

Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 9th, 2010

Quoted from http://www.turkegitimsen.org.tr/haber_goster.php?haber_id=12962:

Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, basın açıklaması yaparak, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun sözleşmeli öğretmenlerden özür dilemesini istedi.

BAKAN ÇUBUKÇU TÜM SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERDEN ÖZÜR DİLEMELİDİR

Bilindiği gibi Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Kırklareli ziyareti sırasında kendisine sözleşmeli öğretmenlikle ilgili sitemde bulunan ve Bakanlığın hala sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına devam ettiğini söyleyen öğretmenlere, “Siz sözleşmeli öğretmenliğe başvurmayabilirdiniz” şeklinde cevap vermiş, öğretmenlerin çalışma koşullarını tercih etme hakkı olduğunu söylemiştir. Bakan Çubukçu’nun bu yanlış tavrından dolayı özür dilemesi gerekirken, Bakanlık bir basın açıklaması yaparak, Çubukçu’nun sözleşmeli öğretmenleri azarlamadığını iddia etti.

Ülkemizde farklı statülerde öğretmen istihdamı AKP iktidarı tarafından getirilmiştir. Hüseyin Çelik yapımı olan bu uygulama, öğretmenleri bölmüş, kamplara ayırmıştır. Bu istihdam modeli, eğitimi de olumsuz yönde etkilemiş, eğitimde verimi ve kaliteyi düşürmüştür. Öğrenci ve veliler, çocuklarının sözleşmeli ya da ücretli öğretmen yerine, kadrolu öğretmen tarafından yetiştirilmesini istemektedir. Yani bu uygulama nedeniyle öğretmenin değeri öğrenci ve veli nazarında bile düşürülmüştür.

Oysa kadrolu, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerimiz aynı fakültelerden mezundur, aynı sıralarda beraber okumuştur. Ne yazık ki, öğretmenlerimiz eğitim fakültelerinde aldıkları eğitimin yanı sıra KPSS ile bir kez daha test edilmektedir. Dolayısıyla Bakan Nimet Çubukçu’nun “sözleşmeli öğretmenliği tercih etmeyebilirdiniz” ya da “öğretmenlerimizin çalışma koşullarını tercih etme hakkı vardır” gibi ifadeleri Türkiye gerçekleriyle örtüşmemektedir. Ülkemizde öğretmenler KPSS puanına göre atanırken ve farklı statülerde istihdam edilirken, öğretmenlerimizin tercih hakkının olması mümkün değildir. Bu sözler Bakan Çubukçu’nun, eğitim ve öğretim alanında ne kadar bilgi sahibi olduğunu göstermektedir.

Buradan Çubukçu’ya soruyoruz:

Sözleşmeli öğretmenler, sözleşmeli öğretmenliği tercih etmeseydi de ne yapsaydı? Onca yıl öğretmenlik okumasına rağmen, işsiz mi kalsaydı?

Ailesini geçindirmek, çocuklarını okutabilmek için başka bir iş mi arasaydı?

Öğrencilerine bir şeyler öğretmek için kurduğu hayaller yarım mı kalsaydı?

Bu öğretmenlerimiz zaten seçme şansı bulunmadığı için sözleşmeli öğretmen olmuştur. Siz hiç merak etmeyin Sayın Çubukçu, zaten bu öğretmenlerimiz tercih hakkı olsaydı sözleşmeli öğretmenlik yerine, kadrolu öğretmenliği tercih ederdi.

BAKAN ÇUBUKÇU YA ÜLKE GERÇEKLERİNİ BİLMİYOR YA DA POLYANNACILIK OYNUYOR

Öte yandan Çubukçu’nun öğretmenlerin çalışma koşullarını tercih etme hakkının olduğunu söylemesi de çok gülünçtür. Türkiye’de bugün öğretmenlerin çalışma koşullarını tercih etme hakkı ve şansı yoktur. Bunun aksini iddia etmek, ya ülke gerçeklerini bilmemek anlamına gelir ya da Polyannacılık oynamaktır.

Sözleşmeli öğretmenlerimiz, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun verdiği sözü hala yerine getirmemesinden dolayı öfkelidir. Bu sözün üzerinden bugün tam 410 gün geçmiştir. Çubukçu, 410 gün boyunca sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçirememiştir. Bu da Bakan’ın başarısızlığıdır. Dolayısıyla sözleşmeli öğretmenlerimizin Sayın Bakan’a sitemde bulunması çok doğaldır. Buna karşılık, Bakan Çubukçu’nun öğretmenlerimizi rahatlatmak yerine, onları üzmesi kabul edilebilir değildir. Bakan Çubukçu öğretmenleri azarlamak gibi bir hakkı asla kendisinde göremez. Çubukçu bu davranışından dolayı tüm sözleşmeli öğretmenlerimizden özür dilemelidir.

Sözleşmeli öğretmenler Bakan Çubukçu’dan sözlerini savunmasını değil, özür dilemesini beklemektedir. Artık öğretmenlerimizin tahammülü kalmamıştır. Çubukçu hem sözleşmeli öğretmenlerimizden özür dilemeli, hem de samimi olduğunu göstermek için verdiği sözü hemen yerine getirerek, tüm sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçirmelidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Memurlar.Net (Sözleşmeli çalışma, kölelik düzenidir)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 9th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/173856/:

Memurlar.Net (Sözleşmeli çalışma, kölelik düzenidir)

Elçi’nin hamallık yaparken ölmesi, gözleri sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerin durumuna çevirdi. Kendisi de eski bir öğretmen olan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, “Uyarmıştık. Daha önce de Burdur’da doksan iş gününü tamamlayamadığı için, hasta olmasına rağmen sevk alamayan sözleşmeli bir öğretmenimiz hayatını kaybetti” dedi. İnce, “Bu sistemin adı köleliktir” yorumu yaptı. İnce, Haziran ayında TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’yu uyardığını belirtti. İnce konuşmasında, öğretmen açığına dikkat çekerek, Bakanlığın 2009 Faaliyet Raporu’nda öğretmen açığının 133 bin 317 olarak gösterildiği hatırlattı, Çubukçu’nun aynı yıl 24 Kasım’da öğretmen açığının 46 bin olduğunu söylediğini belirtti. O dönem CHP’nin “46 bin öğretmen alalım” önerisini iktidarın geri çevirdiğini belirten İnce, “2003 yılıyla 2008 yılları arasında Şırnak’a yapılan öğretmen ataması sayısı 5 bin 129’dur. 2003-2008 arasında 5 bin 129 öğretmenden 4.609’u istifa etmiş, bir şekilde işten ayrılmış. Yani bu altı yıl içerisinde, yedi yıl içerisinde Şırnak’a atanan öğretmenlerin yüzde 89,9’u işten ayrılmış” dedi.

Gururlu öğretmene yakışan veda

Yazın maaş alamadığı için ders verdiği okulda hamallık yaparken kalp krizi geçirip ölen sözleşmeli öğretmenin çocukları gelen yardım tekliflerini kabul etmedi. Çocuklar “İhtiyaç sahibi başka insanlara yardım edin” dedi

Babalarının ardından gözyaşı döken iki kardeş, ihtiyaç sahibi başka insanlara yardım edilmesini istedi…

FERHAT AKGÜN Tekirdağ DHA

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde ders verdiği okulda hamallık yaparken kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren öğretmen Ahmet Fazlı Elçi’nin (44) iki çocuğuna yardım yağdı ama, onlar “İhtiyaç sahibi başka insanlara yardım yapın” diyerek teklifleri kabul etmedi.

Çorlu Atatürk Çok Programlı Lisesi’nde sözleşmeli olarak din kültürü öğretmenliği yapan Ahmet Fazlı Elçi, yaz aylarında 700 TL’lik maaşını alamadığı için ne iş bulsa yapıyor, geçinmeye çalışıyordu.

‘Babaları gibiler’

Cuma günü de 40 TL karşılığında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın gönderdiği kitapları, ders verdiği okula taşımayı kabul etti. Ancak sıcağa dayanamayan talihsiz öğretmen bu sırada kalp krizi geçirip yaşamını yitirdi. Olayın ortaya çıkmasının ardından, Elçi’nin 21 yaşındaki üniversite öğrencisi oğlu Doğan Elçi ile 16 yaşındaki kızı Duygu Elçi’ye onlarca kişi maddi yardım teklif etti. Ancak iki kardeş teşekkür ederek bu teklifleri kabul etmedi. Dayısının çok gururlu bir insan olduğunu anlatan Elçi’nin yeğeni Nurcan Sandalcı, “Onlara teşekkür ettik. Kuzenlerim, babaları gibi gururlu olduğu için bu yardımları kabul edemedi” dedi.

Doktor yoktu iddiasına soruşturma

Eşinden 15 yıl önce ayrılan dayısının tek başına yaşadığını söyleyen Nurcan Sandalcı, “Dayımı görevliler 150 metre ilerideki sağlık ocağına götürmüş. 30 dakika doktorun gelmesi beklendi. Dayımın ihmal sonucu öldüğünü düşünüyorum” dedi. Tekirdağ Sağlık Müdürlüğü’nün de sağlık ocağı ile ilgili iddiaları araştırdığı açıklandı.

Vatan

Memurlar.Net (Sözleşmeli öğretmen hamallık yaparken öldü)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 7th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/173797/:

Memurlar.Net (Sözleşmeli öğretmen hamallık yaparken öldü)

Adı Ahmet Fazlı Elçi… Çorlu’da bir lisede SÖZLEŞMELİ öğretmendi. Yaz tatilinde herkes TATİLDEYKEN o 40 TL karşılığı okulda HAMALLIK yapıyordu. Üstelik hava çok sıcaktı. Dün, yığıldı kaldı. KALP krizi geçirmişti. O ÖLDÜĞÜ için haber oldu. Ama yaşadığı dram ÖLMESEYDİ bile Türkiye için BÜYÜK ve KARA HABERDİ.

Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi’nde Atatürk Çok Programlı Lisesi’nde ücretli öğretmenlik yapan evli ve 2 çocuk babası Ahmet Fazlı Elçi (44), okula gelen kitapları hamallık yaparak taşıdığı sırada kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Sözleşmeli öğretmen Elçi’nin kitapları 40 TL karşılığında taşıdığı, yaz aylarında maaş alamadığı için hamallık yaptığı belirlendi.

40 TL KARŞILIĞINDA KİTAPLARI TAŞIYORDU

Olay, dün öğle saatlerinde, Sağlık Mahallesi’ndeki Çorlu Atatürk Çok Programlı Lisesi’nde meydana geldi. 2 çocuk babası, sözleşmeli Din Kültürü öğretmeni, Ahmet Fazlı Elçi yaz aylarında maaş alamadığı için hamallık yaparak geçini sağlamaya çalıştı. Milli Eğitim Bakanlığı’nca görev yaptığı Atatürk Çok Programlı Lisesi’ne gönderilen kitapları okul binasına 40 TL karşılığı taşıyan Ahmet Fazlı Elçi, bunaltıcı sıcaklar nedeniyle bir anda düşerek baygınlık geçirdi. Okulda bulunan görevliler tarafından 150 metre ilerideki sağlık ocağına götürülen öğretmen Elçi’nin kalp krizi geçirdiği belirlendi. İlk müdahalesi sağlık ocağında yapılan Elçi, kısa süre sonra kurtarılamadı.

30 DAKİKA DOKTOR BEKLENDİ İDDİASI

Kalp krizi geçiren dayısının 30 dakika sağlık ocağında doktorun gelmesini beklediğini öne süren Ahmet Fazlı Elçi’nin yeğeni Nurcan Sandalcı, dayısının ihmal sonucu öldüğünü öne sürerek şöyle dedi:

“Dayım okula gelen kitapları 40 TL karşılığında taşıdığı esnada kalp krizi geçirerek 150 metre ileride bulunan sağlık ocağına götürülmüş. Ancak orada doktor olmadığını hemşire müdahale edemeyeceğini söylemiş. 30 dakika gibi bir süre dayım orada bekletildiği için ölmüş. Bir insanın canı bu kadar mı ucuz? Bu işin peşini bırakmayacağız. Savcılığa suç duyurusunda bulunacağız.”

Dayısının sözleşmeli öğretmen olduğu için yaz aylarında derslere girmediği için maaş alamadığını belirten Sandalcı, şunları söyledi:

“Dayım paraya ihtiyacı olduğu için ek iş yapıyordu. Okulda çalıştığı dönemlerde ortalama 700 TL kazanıyordu. Yazları maaş alamadığı için sıkıntı çekiyordu. O yüzden bulduğu her işte çalışırdı. Üniversite mezunu bir insanı bu hale getiren büyüklerimiz utansın.”

Çorlu Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Elçi’nin cesedi otopsi yapılmak üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Doğan Haber Ajansı

HABER: Kırklareli – Bakan Çubukçu’ya Sözleşmeli Öğretmenlerden Tepki haberi

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 6th, 2010

Memurlar.Net (Sözleşmeli öğretmenler Bakan Çubukçu’ya dert yandı)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 5th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/173640/:

Memurlar.Net (Sözleşmeli öğretmenler Bakan Çubukçu’ya dert yandı)

Kırklareli’de iki sözleşmeli bayan öğretmen Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’ya dertlerini anlattı.

Referandum öncesinde anayasa değişikliği paketinin içeriğini halka anlatmak üzere Kırklareli’ne gelen Çubukçu, sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle yaptığı toplantının ardından sözleşmeli iki bayan öğretmenle bir süre konuştu. Elif Dönmez ve Filiz Küçükacar isimli öğretmenler yaşadıkları sorunları anlattı.

Elif Dönmez, üç yıldan bu yana ücretli çalıştığını belirterek, çalıştıkları okulda ücretli kadrolu ve sözleşmeli öğretmenlerin bulunduğuna dikkat çekti. Mesleğini yaparken zorlandığını kaydeden Dönmez, “79 puanla atanmak için bekliyorum.” dedi.

Konu ile ilgili konuşması kesilen Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, sorununu dile getiren öğretmene “Öğretmenlik anlatma olduğu kadar biraz da dinleme sanatıdır. Sözleşmeli öğretmenliğe başvurmayabilirdiniz. Ama ülkemizde öğretmen ihtiyacını karşılamak için bazı bölgelerimizde sözleşmeli öğretmen çalıştırıyoruz. Dolayısıyla sözleşmeli öğretmenliği tercih ettiniz.” karşılığını verdi.

Cihan Haber Ajansı

Memurlar.Net (MEB’de işler ne zaman düzelecek?)

Bu soruyu gönderen admin tarih Ağustos 4th, 2010

Quoted from http://www.memurlar.net/haber/173462/:

Memurlar.Net (MEB’de işler ne zaman düzelecek?)

Bir ülkenin eğitim bakanlığının öneminden söz etmeye gerek dahi yoktur. Üst kademede oldukları halde eleştiri oklarına her zaman maruz kalanların ifadeleri de eğitimin önemi üzerinedir. Bu ifadeler bulundukları mevkileri önemli kılarak kendilerine pay çıkarmak adına mıdır (!) bilinmez ama bunlardan daha önemli olanın hükmetme konumlarında bulunmaları nedeniyle söyledikleri her söze, anlattıkları her konuya, yaptıkları her icraata dikkat etmek zorundadırlar. 1997 den beri “İlköğretim” olarak uygulanmakta olan bir sisteme “İlkokul” demek lüksüne dahi sahip değillerdir örneğin.

MEB’de işlerin düzelmesi öncelikle eğitimin gerçek anlamda milli olmasından geçmektedir. Bu konudaki değerlendirmemizi Eğitim çözümsüz mü? Başlığıyla ele almıştık tam bir yıl önce…

Eğitimde işlerin düzgün yürümesi için, ülkenin geleceği vatanın bekası kaygınız siyasi kaygınızın önünde olmalı…

Eğitimin önemli paydaşları olan öğretmenlere verdiğiniz önemi sadece 24 Kasım’larda sözlerle değil her zaman icraatlarla ortaya koymalısınız…

Öğretmenin eğitimini, kendini geliştirmesini teşvik etmeniz gerekirken ellerinde bulunan hakların gaspı için imza atmayacak atılan imzaları geri alabileceksiniz…

Öğretmenleri kadrolu, sözleşmeli, ücretli, usta öğretici, vekil, baş, uzman diye sınıflandırarak; öğrencilerin, velilerin hatta ve hatta öğretmenlerin gözünde mesleği baltalamayacaksınız…

Ağzınızdan çıkan sözün gereğini ya yerine getireceksiniz ya da açık olup ne zaman yerine getireceğinizi açıklayabileceksiniz. Siyasi malzeme kaygısı taşımayacaksınız icraatlarda…

Cesur olacaksınız, sizi o koltuğa oturtanlara değil millete karşı sorumlu hissedeceksiniz kendinizi…

Köşe başındaki kurumları tutmanın peşinde olmayacaksınız… İşi ehline teslim edeceksiniz… Kariyeri liyakati ayaklar altına alıp kadrolaşmanın değil ülkenin geleceği için doğru olanın peşinden koşacaksınız…

Unutmayın ki sizde emanetçisiniz diğerleri gibi…

Eğitim işini eğitimcilere teslim edeceksiniz en üst makamdan en alt birime kadar… Eğitimle sadece öğrencilik ya da annelik düzeyinde haşir neşir olanlarla bu işi yürütmeye kalkmayacaksınız… Bu kişiler ne kadar zeki, kariyer sahibi olsalar da anlamazlar tebeşir tozu yutan öğretmenin, okulunu her kademesinde sırtlanan yöneticinin, her karışında emeği olan hizmetlisinin halinden anlamayacaktır, anlayamayacaktır. Anlamamasını da normal karşılamak gerekir zaten.

Müdüre veliden para alma derken okullarınızın nasıl işlediğini, veli tarafından karşılanacak ihtiyaçlarının neler olduğunu da anlatacaksınız halkınıza… Ya da hiç buna gerek bırakmadan karşılayacaksınız okullarınızın ihtiyaçlarını… Çok heves olmadığını bileceksiniz öğretmeninizin, yöneticinizin, bu işlerin…

Yılların yöneticileri dururken ülkenin her köşesindeki önemli okul yöneticiliklerini adeta istila etmeyeceksiniz… Aday öğretmeni, bir yıllık müdür yardımcılarını şube müdürü, okul müdürü olmak için uğraşıp sınav dahi kazanamayanları ilçe milli eğitim müdürü yapmayacaksınız. İnadına bir yöneticiyi defalarca görevden alıp tazminata mahkum olmayacaksınız…

İşi ehline vermediğiniz gibi birde dinden imandan dem vurmayacaksınız… Dinden imandan dem vuran, köşe (makam mevki) kapmaca oynayan, kul hakkı yiyen, sendikacı, yönetici ve sözde eğitimcilere prim vermeyeceksiniz… Onlar dinden imandan dem vururken dinin gereğini de hatırlayacak ve hatırlatacaksınız özellikle din, iman anlatan meslektaşlara…

“Daha öncekilerde böyle yaptılar” a sığınıp yanlışta ısrar etmeyeceksiniz bile bile…

Sayın başbakanların işin ehli olup olmadıklarına onu iktidara getiren halk karar verir, halk getirir, halk gönderir, buna söz yoktur… Fakat bakanlıklara gelenlerle ilgili sorumluluk başbakanlardadır… Ona düşer işi ehline vermek… Bakanın da görevi alt kademeleri ehline teslim etmek olmalı amacı…

İşte bu felsefe oturduğu, böyle yaklaşıldığı zaman düzelir işler M.E.B’de, T.C.’de…

Saygılarımla…

Maksut BALMUK

Eğitim- Yöneticisi

Memurlar.Net

Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi

Bu soruyu gönderen admin tarih Temmuz 31st, 2010

Quoted from http://www.turkegitimsen.org.tr/haber_goster.php?haber_id=2613:

Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi

Türk Eğitim Sen’in 13 Mart Büyük Ankara Yürüyüşü ve Mitingi öncesinde, televizyonlarda sık sık “Sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçireceğiz.” Sözünü tekrar eden Nimet ÇUBUKÇU bugünlerde sessizliğe büründü.

Kamuoyunun yakından takip ettiği üzere, bu sözü sadece Sayın Nimet ÇUBUKÇU değil, MEB Müsteşarı Sayın Muammer Yaşar ÖZGÜL’de, Çubukçu tarzıyla ifade etmişti. Türk Eğitim Sen’in 13 Mart mitingi üzerinden 21 gün, Sayın Bakanın verdiği sözün üzerinden 9 ay geçti. Sayın Çubukçu bu sözü 24 Haziran 2009 tarihinde vermişti.

Verilen sözün tarihi 24 Haziran 2009, bugün 04 Nisan 2010. Aradan tam dokuz ay gibi çok uzun bir süre geçmiş. Neredeyse 1 yıla yakın bir süre. İlkeli hiç kimse verdiği sözü dokuz ay sallayamaz, insana saygı duyan hiç kimse sözü tutulmadığı sürece insanların yüzüne gönül rahatlığı ile bakamaz.

Sözleşmeli öğretmenleri kadroya almak bu kadar zor değil. Kadrolu öğretmenler kadar maaş ve ek ders alan sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu olmasının mali hiçbir yükü bulunmaktadır. Kendi vatandaşlarımız, kendi çocuklarımız olan bu insanlara iş güvencesi vermek neden bu kadar zorlaştırılmaktadır. Bu anlayış kökten değişmeli ve ayrımcılık bir an önce sona erdirilmelidir.

Türk Eğitim Sen, Sayın Çubukçu’nun sözünü her fırsatta hatırlatmaya devam edecektir. Milli Eğitim Bakanları söz verip de kenara çakilemez. Sözü veren Sayın Bakan, ya bu sözün tutulması için tüm gayretini seferber etmeli, ya da sözümü bana tutturmadılar, yanımda durmadılar diyerek tüm kamuoyundan özür dilemeli ve istifa etmelidir.

Bugünlerde bir sözde sendika da, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi doğrultusunda rol kapmaya çalışmaktadır.Gerçekte, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi için hiçbir şey yapmayan bu sendikamsı yapının yöneticileri, verilen sözü tutmayanlara yönelik tek bir kınama açıklaması yapmamış, göstermelik de olsa, tek bir eylem ortaya koymamıştır. Sendika olmanın gereğini hiçbir şkilde yerine getirmeyen bu pişkinler, utanmadan sözleşmeli öğretmenin adını ağızlarına alabilmektedir. Çok az üye sayısına sahip bazı sendikalar bile, sözleşmeli öğretmenlerin yaşadığı sıkıntıları dile getirmek için kendi boyutlarında eylem ve etkinlikler yaparak bir sorumluluk gösterirken, DESTANLAR YAZIYORUZ diye bol keseden atan bu pişkin sendikacıların kılları kıpırdamamaktadır. Ortada bir destan olduğu doğrudur, TESLİM OLMUŞLUĞUN DESTANI, KORKAKLIĞIN, KENDİ ÜYELERİNİ PAZARLAMANIN DESTANI. Allah bilir bu konularda bu kadar başarıyla destan yazan bir başka kişi ve kuruluş bulunamaz.

Türk Eğitim Sen, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi için, her mücadeleyi yiğitçe ortaya koymuş, kuralsız ve güvencesiz çalışma hayatına her türlü tepkiyi oluşturmuştur. Bundan sonraki süreçte, mücadelemiz son gaz devam edecektir. Ya Sayın Nimet ÇUBUKÇU verdiği sözü tutacak ya da bulunduğu makamda huzurla oturamayacaktır. Bu konuda en büyük ve en önemli eylem olarak tarihe geçen 13 Mart Büyük Ankara Yürüyüşü ve Mitingi bir son değil, bir başlangıçtır. Sözleşmeli öğretmenler, er veya geç kadrolu olacaktır. Bundan geriye dönüş artık mümkün değildir. Bu köhne istihdam modelinin yerle bir olması Türk Eğitim Sen için vazgeçilmez önemdedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

TÜRK EĞİTİM SEN GENEL MERKEZİ


Copyright © 2008-2010 KPSS kapesese.com farkıyla. All rights reserved.
Bu site Gülşah Çamdalı(Hayattaki ki En Önemli Varlığım)'ya armağan edilmiştir
Sınava Hazırlık
Entertainment blogs
Sık Kullanılanlara Ekle