10.YIL NUTKU VİDEOSU İÇİN TIKLAYINIZ 10 KASIM VIDEOSU İÇİN TIKLAYINIZ

ÖLÇME SORUSU

Bu soruyu gönderen campus19 tarih Haziran 21st, 2008

TEST

Soru Sayısı

Maximum Puan

I.

25

50

II.

50

80

III.

40

100

IV.

30

80

V

60

100

Tablodaki bilgilere dayanarak uygulanan testlerden hangisi sınıfa en zor gelmiştir?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Böyle bir soru geleceğini sanmıyorum ama yargının yaprak testinde var. Bir mantığı varsa biri anlatabilirse çok sevinirim. Cevap D miş.

Rol Oynama Yöntemi

Bu soruyu gönderen berkuysal tarih Mayıs 26th, 2008

Aşağıdakilerden hangisi “Rol Oynama Yöntemlerinin” yararlarından biri değildir?


A)      Öğrencilerin yaratıcılığını güçlendirir.

 

B)      Öğrenciler hislerini ve tutumlarını açıklama imka­nına sahip olurlar.

 

C)      Öğrenciler, öğrenmeye güdülenirler.

 

D)      Bilişsel öğrenme oluşturur.

 

E)      Öğrencilerin sosyal becerileri geliştirilir.

Gözle Gezisi Yöntemi

Bu soruyu gönderen admin tarih Mayıs 26th, 2008

Aşağıdakilerden hangisi  “Gözlem Gezisi Yönteminin” yararlarından biri değildir?


A)      Öğrenciler çevrelerini daha iyi öğrenirler.

 

B)      Okul-çevre ilişkisi gelişir.

 

C)      Becerilerin gelişmesine olanak sağlar.

 

D)      Öğrencinin pek çok duyusuna yönelir.

 

E)      Sınıf öğretiminden gerçek öğretime doğru bir aşamadır. 

Yöntem & Teknik

Bu soruyu gönderen sule tarih Mayıs 26th, 2008

Emre, öğretmenleri arasın­da matematik öğretmenini beğenmekte, onun gibi olmak için çaba harcamak­tadır. Matematik dersine karşı, yoğun ilgisi nedeniyle kendini sürekli öğretmenine beğendirmeye çalışmaktadır. Buna göre, Emre nasıl bir davranış türü sergilemektedir?

A)      Öykünme

 

B)      Özendirme

 

C)      Koşullanma

 

D)      Güdülenme

 

E)      Özdeşleşme

Özel Eğitime İhtiyaç Gruplar

Bu soruyu gönderen tulin tarih Mayıs 26th, 2008

Normal insanlardan özel bir eğitim biçimini gerektirecek şekilde, bireysel ayrılık göste­ren insanlara verilen eğitime ‘özel eğitim’ denilmektedir.

 Aşağıdakilerden hangisi, özel eğitime ihtiyacı olan gruplardan biri değildir?

A)      Görme Özürlüler

 

B)      İşitme Özürlüler

 

C)      Üstün Yetenekliler

 

D)      Başarılı Öğrenciler

 

E)      Zihinsel Özürlüler 

 

Yöntem & Teknik

Bu soruyu gönderen sule tarih Mayıs 26th, 2008

“ Gerçek akıldır, madde aklın ürünüdür. İyi, doğru ve güzel evrenseldir”

Görüşlerini savunan felsefe aşağıdakilerden hangisidir? 

 

A)      Gerçeklik
B)      İdealizim
C)      Pragmatizm
D)      Existentializm
E)      Emprizim

2007 KPSS Öğrenme Psikolojisi

Bu soruyu gönderen tulin tarih Mayıs 24th, 2008

Sosyal öğrenme kuramı, öğrenmede farklı stratejile­rin olması gerektiğini savunur. Bu stratejilerden birisi de gözlem yoluyla öğrenmedir.

Aşağıdakilerden hangisinin gözlem yoluyla öğ­renmede yer alması beklenmez?

 

A)       Dikkat etme

B)      Hatırda tutma

C)      Davranışı ortaya koyma

D)      Güdülenme

E)       Uyarıcı-tepki bağı kurma

Yöntem ve Teknikler

Bu soruyu gönderen tulin tarih Mayıs 21st, 2008

Buluş yoluyla öğretim stra­tejini uygulayan öğretmen aşağıdaki yöntem yada tek­niklerden hangisini kullanmamalıdır?

A)      Tartışma

 

B)      Örnek olay incelemesi

 

C)      Tartışma

 

D)      Soru-cevap

 

E)      Düzanlatım

Öğrenme Psikolojisi

Bu soruyu gönderen tulin tarih Mayıs 21st, 2008

Öğrencilerin psikomotor becerilerini kazandırmaları ve yaparak yaşayarak öğren­melerine imkan veren; bir işlemin uygulanması ve bir araç gerecin çalıştırılmasıyla ilgili açıklama ve uygulamaların bir arada ele alındığı yönteme ne ad verilir?

A)      Problem çözme

 

B)      Gösterip yaptırma

 

C)      Örnek olay

 

D)      Gezi gözlem

 

E)      Deney

Öğrenme Psikolojisi

Bu soruyu gönderen tulin tarih Mayıs 21st, 2008

Öğretimde yapılacak her şeyin en kısa yoldan, en az zaman, emek, para ve ener­jiyle yapılması esasına daya­nan ilke hangisidir?

A)      Açıklık ilkesi

 

B)      Somuttan-soyuta ilkesi

 

C)      Öğrenciye görelik ilkesi

 

D)      Ekonomiklik ilkesi

 

E)      Bilinenden-bilinmeyene ilkesi

Yöntemler

Bu soruyu gönderen tulin tarih Mayıs 21st, 2008

Buluş yoluyla öğretim strate­jisine uygun olarak daha çok kavrama düzeyinde davra­nışların kazandırılmasına yönelik olarak, günlük hayatta karşılaşılan gerçek bir problemin çözümü için başvurulan yönteme ne ad verilir?

A)      Örnek olay

 

B)      Gezi gözlem

 

C)      Gösterip yaptırma

 

D)      Problem çözme

 

E)      Tartışma

 

Sınıfta Kullanılan Yöntemler

Bu soruyu gönderen tulin tarih Mayıs 21st, 2008

Öğretmen-öğrenci etkileşi­mine dayalı olarak öğrencile­rin bir konu üzerinde kendi düşüncelerini söylemesine olanak veren, görüşlerin karşılıklı olarak etkileşimini sağlayan ve analiz, sentez, değerlendirme bece­rilerinin kazanılmasına yönelik yöntem hangisidir?

A)      Takrir yöntemi

 

B)      Örnek olay yöntemi

 

C)      Problem çözme yöntemi

 

D)      Tartışma yöntemi

 

E)      Gösterip yaptırma yöntemi

Sınıfta Kullanılan Yöntemler

Bu soruyu gönderen tulin tarih Mayıs 21st, 2008

Öğretmenin daha çok yön­lendirici, yol gösterici, reh­ber rolünü üstlenerek, öğrencilerin tümüyle araştır­ma ve inceleme yapmalarına olanak veren öğretim yaklaşımına ne ad verilir?

A)      Buluş yoluyla öğretim stratejisi

 

B)      İşbirlikçi öğretim stratejisi

 

C)      Araştırma yoluyla öğretme stratejisi

 

D)      Tam öğrenme yoluyla öğretim stratejisi

 

E)      Programlandırılmış öğretim

okullarda kullanılan strateji

Bu soruyu gönderen tulin tarih Mayıs 21st, 2008

Okullarda yaygın olarak bilginin aktarılması, kavram ilke ve genellemelerin açık­lanmasında kullanılan stra­teji aşağıdakilerden hangisidir?

a)      Buluş yoluyla öğretim stratejisi

 

b)     Tam öğrenme yoluyla öğretim stratejisi

 

c)      İşbirlikçi öğretim stratejisi

 

d)         Araştırma soruşturma yoluyla öğretim stratejisi

 

e)       Sunuş yoluyla öğretim stratejisi

Yöntem & Teknik

Bu soruyu gönderen sule tarih Nisan 16th, 2008

Bir sınıfta sosyal bilgiler dersinin işlenişi aşağıdaki gibi olmaktadır.

 

Öğretmen: Sınıftaki haritada  Kıbrıs’ı ve İtalya’yı göstererek;

Bu iki ülkenin denizdeki konumunu açıklamalarını istemiştir.

 

Ahmet: Öğretmenim Kıbrıs denizin ortasında kalmış, İtalya’nın ise bir kısmı denizin ortasında kalmış.

 

Ayşe: Öğretmenim haritada Kıbrıs gibi denizin ortasında kalmış başka yerlerde var. Denizle çevrili kara parçasına Ada denir.

 

Fatma. Öğretmenim her tarafı denizle çevrili kara parçasına Ada denir.

 

Öğretmen. Evet çocuklar yeryüzündeki kara parçalarının bazıları denizin içerisinde bazılarının ise bir kısmı denizin içerisinde kalmıştır.

Bunların içinde Fatma’nın söylediği gibi etrafı söylediği gibi etrafı suyla çevrili kara parçasına ada denir. Peki İtalya’yı ne olarak açıklayabiliriz?

Ders bu şekilde devam etmiştir.

 

Öğretmenin kullandığı öğrenme-öğretme yaklaşımı hangisidir?

A)     Sunuş yoluyla

B)     Buluş yoluyla

C)    Tam öğrenme

D)    Tartışma

E)     Problem çözme

 

Yaklaşımlar

Bu soruyu gönderen sule tarih Nisan 16th, 2008

Öğretmenin kullandığı öğrenme-öğretme yaklaşımı hangisidir?

A)     Sunuş yoluyla

B)     Buluş yoluyla

C)    Tam öğrenme

D)    Tartışma

E)     Problem çözme

Savunma Mekanizmaları

Bu soruyu gönderen admin tarih Mart 14th, 2008

BASTIRMA (REPRESSION)
En sık kullanılan savunma mekanizmalarından biridir. İd den -kaynaklanıp Ego tarafından bilinç düzeyine çıkarılarak doyuma ulaştırılmayı isteyen dürtüler, gerçek ilkesi alanında engele uğradıkları ve Ego da bu yüzden bir çatışma içine düştüğünde, bu dürtüyü İd e yanı bilinçdışı alana geri göndermek, bilinç yüzeyine çıkmasını önleyerek geriye bastırma yolunu seçer.

Yaşam boyunca pek çok dürtü bastırılmış olup, bilinçdışında her an bilinç yüzeyine çıkmaya hazır bir halde beklerler. Örneğin; belli bazı cinsel dürtülerini açığa çıkarmamak için zorlanmasında, kişinin tüm cinselliği reddeden bir davranış içine girmesi gibi bir savunma tepkisini benimsediği görülebilir.

Kendisi bir kadınla cinsel ilişkiyi isteyen, ancak bunu içinde bulunduğu toplumsal koşullar (yaşam biçimi koşulları, olanaklar ya da ahlak anlayışı vb.) nedeniyle gerçekleştirmesi güç olan bir erkeğin tüm cinsel ilişkileri ve bunu ima eden tüm davranışları (kız-erkek arkadaşlığı, açık giysiler vb.) hepten ayıplayıp kötülemesi ve reddetmesi durumunda bir tepki oluşumundan söz edebiliriz.

YÜCELTME (SUBLIMATION)
- Bilinç yüzeyine çıkarılıp doyuma ulaştırılması kabul edilemeyen,

- superego tarafından yasaklanmış ya da engellenmiş bazı dürtülerin kabul edilebilir yüksek sosyal değerli bazı amaçlara yönelik dürtüler halinde değiştirilmesidir. Örneğin; saldırganlık, cinsellik gibi belli bazı ilkel dürtülerin açığa çıkmasının uygun olmadığı koşullarda, kişinin bu enerji birikimini güzel sanat yapıtları, spor ve iş başarıları gibi eylemlere yönelterek, olumlu bir biçimde kullanması gibi.

DÜŞLE DOYUM (DAY-DREAM).
- Gerçekte doyuma ulaştırılması güç ya da olanaksız olan bazı dürtülerin düş gücü ile doyuma ulaştırılmasıdır. Örneğin; fakir bir kimsenin bir piyango bileti alıp, büyük ikramiye çıkarsa neler yapacağını düşünmesinde de böyle bir düşle doyum söz konusudur.

YERİNE KOYMA (SUBSTITUTION)
Dürtülerin asıl amacına ulaşması engellendiğinde asıl amacın yerine başka bir amaç ya da nesnenin konarak dürtü boşalımının sağlanması, gerilimin giderilmesi söz konusudur.

YANSITMA (PROJECTION)
İnsanın kendinde var olduğunu kabul etmek istemediği dürtü uyartılarını, başkalarına yansıtmasıdır. Örneğin; okul ortamı içinde öğretmenlerine karşı kızgınlık ve nefret duyan bir öğrenci, böyle bir nefret duygusuna sahip olmanın hoş bir şey olmayıp ego suyla Superego su arasında çıkarttığı çatışmadan, bu nefret duygusunu öğretmenlerine yansıtarak yani “öğretmenlerim beni sevmiyor, benden nefret ediyor” düşüncesiyle kendini kurtarır.

GERİLEME (REGRESSION)
Herhangi bir çatışma durumu karşısında insanın ruhsal gelişim sürecindeki daha gerideki bazı dönemlere doğru gerileme göstermesidir. Çocuksu davranış, ağlama, saldırganlık, öfke veya korku anında çocuksu bir davranışla birine sığınmak gereksinimi veya aşırı yemek yemek veya kusmak da bu gibi davranış örnekleridir. Psikosomatik hastalıklarda da böyle bir gerileme süreci söz konusu olup, hastalık gösterisinde simgesel bir anlam taşıyan bir organ belirtisi bulunmaktadır.

YADSIMA (DENIAL)
Bilinç dışı bir işlemle dayanılması zor olan bazı kaygı, çatışma ve duyguların ve bunları doğuran olay ve eylemlerin kışı tarafından bilinmezlikten gelinmesi, varlığının kabul edilmemesidir. Yaşamını iyi bir sporcu olmaya adamış, bu yolda çalışmış ve başarıya ulaşarak o ilerlemekte olan bir spor yıldızının mesleğinin en parlak döneminde yapılan sağlık muayenesinde kalp yetmezliği saptandığında, böyle bir hastalığı olduğunu kabul etmeyip, kendisini inceleyen çeşitli hekimlerin yanlış bir tanıya vardıkları üzerinde ısrarla tedaviyi kabul etmeyip spor hayatını sürdürmeyi istemesi de bir yadsıma tepkisidir.

AKILCILAŞTIRMA (RATIONALIZATION)
Anxietenin gücünü azaltmak amacıyla ve çoğu kez yadsıma mekanizmasıyla birlikte kullanılan akılcılaştırmada, iki temel savunma öğesi bulunur.

(1) Kişinin davranışını haklı göstermesine yardımcı olan öğe,

(2) Ulaşılamayan amaçlara ilişkin düş kırıklığının etkisini yumuşatan öğe. Örneğin; o gece arkadaşının daveti üzerine onunla yemeğe ve sinemaya gittiği için ertesi günkü sınavına hazırlanamayıp kötü not alan öğrencinin, gitmeseydi arkadaşını kırıp üzecekti ve ayıp olacaktı düşüncesiyle avunması da akılcılaştırma türünde bir savunma mekanizmasını harekete geçirmektedir.

İd,Ego,Süper Ego

Bu soruyu gönderen admin tarih Mart 14th, 2008

İd, Ego ve Süper Ego

Psikanalizin kuramsal kavramı “Ben” (Ego), “O” (id) ve “Benüstü” (Superego) terimleriyle anılan ve “Ruhsal Aygıt” da denilen, ruhsal bir organizasyondan yola çıkar.

“Ben” (Ego), kişiliğin bir alt yapısıdır. Oldukça bağımsız bir işleve sahiptir ve dış çevre ile, “İd” ve “Superego” olarak adlandırılan diğer iki ait yapı arasında bir aracı görevindedir. “İd” içinde hazza ulaşmayı amaç edinmiş istek ve duyguları.. bulundurur. Bu istek ve duygular, “libidinöz” ve “saldırgan” dürtülerden köklenir.. “Superego” ise, toplumun geçerli kavram ve ölçülerini içinde barındırmaktadır Yanı gerçeğin ahlak kurallarını ve kişinin kendi kendini kontrolünü, eleştirisini temsil eder.

Ego nun işlevi, dış dünya ve bu dünyadaki insanlar arası ilişki nesneleriyle id ve Superego nun gereksinimleri arasında uygum sağlamaktır. Bir yandan dış dünyanın kural ve gereksinimlerini id ve Superego ya karşı temsil ederken, bir yandan da (d ve Superego nun gereksinimlerini dış dünya ilişkileri içinde temsil eder. Yani, kişinin sosyal ilişkilerindeki her türlü zorunlulukları ve çıkarları Ego tarafından temsil edilmektedir. Bir başka deyişle, Ego merkezi bir yönetim olup organizmanın uyum sürecindeki ruhsal organıdır ve aynı zamanda savunma süreçleri de burada bulunur.

Ego, id ve Superego güçlerinin karşılıklı ilişkilerinin öğrenilebilmesi için ruhsal Savunma Mekanizmalarının öğrenilmesi son derece önemlidir.

Değişik insanlarda benzeri biçimde süre giden ve bilinçdışı otomatik olduğundan kişinin kendisinin bilinçli olarak algılayamadığı pek çok savunma şekli vardır. Bunlara Ego Savunma Mekanizmaları la da Savunma Davranışı denir.

Maslow İhtiyaçlar Hiyerarşisi

Bu soruyu gönderen admin tarih Mart 13th, 2008

İhtiyaçlar Hiyerarşisi

Abraham Maslovv insanın ihtiyaçlarıyla ilgili bir kuram geliştirmiş ve şu kuralları öngörmüştür:

a)       Jnsanın ihtiyaçları her yerde aynıdır, evrens^ldir.
Bu ihtiyaçlar hiyerarşik bir sıra izlerler. Bir ihtiyacın
ortaya çıkabilmesi için kendisinden önceki ihtiyacın
en azından bir miktar doyurulmuş olması gerekir.

b)       Bir ihtiyaç için kendinden sonraki ihtiyaç feda
edilebilir, ama önceki ihtiyaç feda edüemez.
Maslovv’a göre insanın ihtiyaçları şunlardır:

 

1. Fizyolojik ihtiyaçlar:  Bu  ihtiyaçlar bedensel
ihtiyaçlardır ve bedenin canlılığını sürdürmesi için
gereklidir.

2. Güvenlik ihtiyacı:  Kişinin  kendini  emniyette
hissetmesi,    ayağını    sağlam    yere    bastığını
hissetmesidir.

3.  Yakınlık ihtiyacı: Kişinin hemcinsleriyle ve karşı
cinsten biriyle yakın olma, sevgi ilişkisi içinde olma
ihtiyacıdır.

4.   Saygınlık ihtiyacı:  Kişinin  içinde  bulunduğu
toplulukta   varlığının   onaylanması,    ona   saygı
duyulması ihtiyacıdır.

5. Bilme / tanıma ihtiyacı: Kişinin öğrenmeye karşı

duyduğu ihtiyaçtır.

6.   Estetik ihtiyaç:  İnsanın güzel şeyiere karşı
duyduğu haz ihtiyacıdır.

7.   Kendini   gerçekleştirme:   Kişinin   doğuştan
getirdiği  potansiyelleri  gerçekleştirmeye  duyduğu
ihtiyaçtır. Kişi bu potansiyellerini ortaya koyamazsa,
kendini engellenmiş ve huzursuz hisseder.

Bu ihtiyaçlardan ilk dördü var kalma ihtiyacıdır; kişi
varlığını sürdürebilmek için bunlara sahip olmalıdır.
Ancak bu ihtiyaçların önemli bir özelliği yoksun
olunduklarında   insanın  davranışlarını

belirlemeleridir. Diğer zamanlarda neredeyse farkına bile varılmazlar.

 Son üçü ise gelişim ihtiyaçlarıdır. Yani, kişinin hayatta kalmasına değil,

gelişmesine yararlar. Bu yüzden, doyurulmadıkça ortaya çıkmazlar ve doyuruldukça

kişinin davranışlarını yönlendirmeye başlarlar. Sözgelimi, kişi hiç kitap okumayabilir,

ama bir kere okur ve tadını alırsa tekrar okumak ister.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler

Bu soruyu gönderen admin tarih Mart 13th, 2008

ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Bir   öğrenme   ortamında   bulunan  faktörler

şunlardır:                                                             

A)  Oğrenen 

B)   Öğrenme malzemesi (öğrenilen şey)                        .

C)   Öğrenme stratejisi (öğrenme biçimi)                       

D)  Öğreten (öğrenmeye yardımcı olan)                        

E) Öğrenme ortamı (öğretilen yer).                              

Bunlardan öğrenen, öğrenme malzemesi ve öğrenme stratejisi öğrenmeyi doğrudan etkilerken, öğretmen ve öğrenme ortamı, bu üç faktörü etkileyerek öğrenmeyi (dolaylı yoldan) etkilerler. Bu yüzden öğrenmeyi etkileyen faktörleri üç grup olarak ele almak gerekir.

A. Öğrenen

LTüreÖzgü Hazıroluş

Öğrenen ile ilgili faktörlerin en başında türe özgü hazır oluş gelir. Öğrenen, ilgili davranışı gösterebilecek bir türden olmalıdır. Eğer tür o davranışı göstermek için gerekli biyolojik donanıma sahip değilse, öğretmeye çalışmak da boşuna olur. Bilindiği gibi “kaz uçar, ama laz uçamaz”.


2.  Olgunlaşma

Öğrenen ile iigili faktörlerden iiki (yukarıdakini saymazsak), olgunlaşmadır. Organizma ilgili davranışı gösterebilecek bir biyoiojik donanıma sahip olabilir. Ancak, söz konusu olan zaman ve zeminde, organizma henüz o olgunluğa ulaşmamış olabilir. Bu durumda öğrenme meydana gelmez. Sözgelimi, insana konuşmayı öğretebilirsiniz, yeni doğmuş bir bebek de insandır, ama ona öğretemezsiniz, çünkü gerekii olgunluğa ulaşmamıştır. Olgunlaşma genellikle yaş ve zeka olarak ele alınır. Yani, bir organizmanın olgunluğa ulaşmasından bahsederken, bir yandan yaş olarak belli bir yaşa gelmesi, diğer yandan yaşıtlarıyla benzer özellikier göstermesi, özellikle kavrama ve bilgi işleme açısından yaşıtlarıyla aynı düzeyde oiması gerekir. Çocuk yaş olarak 5 yaşına gelmiş olabilir, ama hala konuşamıyor olabilir.

3.  Uyarılmışlık

İkinci faktör, uyarılmışlık düzeyidir. Genel uyarılmışlık hali olarak da atıfta bulunulan bu özellik, organizmanın dışarıdan gelen uyarıcıları işleyebilme kapasite ve becerisini gösterir. Bunu daha iyi anlayabilmek için, uyarılmışlık derecelerini gözden geçirmek yararlı olabilir. En düşük uyarılmışlık, bitkisel hayat durumundadır, ancak temel yaşamsal uyarıcılar alınabilir. Sonraki bir düzey, uyku halidir. Kişi etrafındaki uyarıcılardan (en azından) bir kısmını alabiidiği içindir ki uyarılabilmektedir(!). Daha sonra uyuşukluk dediğimiz bir düzey örnek verilebilir. Bu durumda kişi etraftaki uyarıcılardan bazılarını alabilmekte, bazılarını ise alamamaktadır. Sonraki bir düzey normal uyanıklık düzeyi olabilir. Bu durumda kişi etraftan uyarıcı alabilir ve işleyebilir. Gündelik yaşamını sürdürür. Kişinin heyecanlandığı ve “elinin ayağının dolaştığı” durum bir miktar aşırı uyarılmanın söz konusu olduğu durumdur. Bu durumda kişi normalde işleyebileceğinden biraz fazla uyarıcı ile karşı karşıya kalmış demektir. Dehşet veya panik hali ise oldukça aşırı bir uyarılmanın olduğunu gösterir. Bu durumda kişi işleyebileceğinden fazla uyarıcı ile karşı karşıyadır.

Bu uyarılmışlık düzeyleri ile öğrenme arasında bir ilişki vardır. Yani, öğrenmenin meydana gelebilmesi için uyarılmışlığın da bir düzeyde olması gerekir. Bu düzey “orta düzey”dir. Başka bir ifadeyle öğrenmenin meydana gelmesi ve kolay meydana gelmesi için orta düzeyde uyarılmışlık gereklidir. Düşük uyarılmışlık düzeylerinde öğrenme meydana gelmez, kişi uyarıcıyı alamıyordur. Yüksek uyarılma durumlarında da öğrenme meydana gelmez, kişi istediği uyarıcıyı seçebilecek durumda değiidir, ne yapacağını bilemez bir haldedir. Orta düzeyde bir uyarılmışlık öğrenmeyi olumlu yönde etkiler,

Düşük uyarılmışlık düzeylerinde öğrenme olmaz, ancak öğrenmeye yatkıniık meydana getirilebilir. Örneğin, uyuyan bir kişiye bir şey öğretilemez, ama öğrenilecek konulara yatkınlık sağlanabilir. Bu yüzden derse devamda ısrar edilir, çünkü öğrenci derste uyusa bile, konulara yatkıniık sağlar. Yabancı dil eğitiminde bu yatkınlık daha çok işe yarar.

4. Aktarma / Transfer

Öğrenmeyi etkileyen diğer bir faktör, önceki öğrenmelerdir. Bazı kaynaklarda aktarma veya transfer(ans) olarak işaret edilen bu faktör, öğrencinin yeni bir öğrenme yapabilmesi için önceden bir miktar öğrenme yapmış olması gerektiğini, daha gündelik bir ifadeyle gerekli önbilgileri edinmiş olması gerektiğini ifade eder. Önceden gerekli olan, sözgelimi dört işlemi öğrenmemiş bir kişi bayağı kesirleri veya ondalık işlemleri yapamaz. Daha özel olarak söylenirse, birbirine benzer uyarıcıların söz konusu olduğu öğrenmeler uyarıcıların benzerliği ölçüsünde aktarmayı kolaylaştırmaktadır. Aynı şekilde benzer tepkilerin öğrenildiği durumlarda da aktarmanın olumlu olma olasılığı yükselmektedir. Kısaca, benzer uyarıcı ve davranışların kullanıiması öğrenmeyi büyük ölçüde kolaylaştırmaktadir, çünkü öğrenci öğrenmeleri arasında aktarmalar yapabilmektedir. Aktarma olumiu ve olumsuz olmak üzere iki türlüdür:

Olumlu aktarma:

Önceki öğrenmelerin koiaylaştırdığı durumdur.

Kuru fasulye pişirmeyi bilen bir kişinin nohut yemeğini yapmayı öğrenmesi, üçgeni iyi bilen bir kişinin kareyi iki eşit üçgen olarak anlamasındaki kolaylık gibi.

Olumsuz aktarma:

 

sonraki       öğrenmeyi

Önceki  öğrenmenin zorlaştırmasıdır.

ZORLAŞMA

İki parmak daktilo yazmasını bilen bir kişinin 10 parmak yazmayı öğrenmesi, veya Q-klavye yazan birinin F-klavyeyi öğrenmesi gibi. Kısaca benzer uyarıcılar aktarma yapılıp yapılamayacağını, benzer davranışlar ise aktarmanın ne kadar olumlu olacağını belirler.

5. Güdü

Öğrenmeyi etkileyen diğer bir faktör, öğrencinin güdülenmiş olmasıdır. Öğrenmeye açık olmayan, başka bir ifadeyle öğrenmek istemeyen öğrenciye ne kadar uğraşırsanız uğraşın öğretebiieceğiniz şeylersınırlıdır.

Güdü, organizmayı harekete sevk eden durum olarak tanımlanabilir. Güdülendiği için organizma hareket eder, davranışta bulunur. Güdüler ikiye ayrılırlar: birincil güdüler ve ikincil güdüler. Bunlara bazı kaynaklar doğuştan getirilen güdüler ve edinilen (kazanılan) güdüler olarak atıfta bulunmaktadırlar. Birincil güdüler doğuştan getirilir ve organizmanın yaşamını sürdürmesi için gerekli olan güdüler bu gruba girer. İkincil güdüler ise, yaşamsal önem taşımayan, ama organizmayı davranışa yönlendiren durumlardır (başarı güdüsü gibi).

Güdüler döngüseldir. Başka bir şekilde anlatılacak olursa. güdünün üç aşaması vardır:

a)     İhtiyacın hissedilmesi,

b)      İhtiyacı gidermeye yönelik davranış,

c)      Doyum ve rahatlama.

Önce organizma bir eksiklik ve ihtiyaç hisseder. Daha sonra bu eksikliği gidermek için bir davranışta bulunur. Sonra davranış amacına ulaşırsa, ihtiyaç giderilmiş olur ve organizma rahatlar, Açlık, susuzluk gibi ihtiyaçlar birincil (doğuştan) güdülerdendir. Açlık için önce midenin boşalması ve karnın acıkması hissedilir ve doldurulma ihtiyacı duyulur. İkinci aşamada kişi, yemek yiyerek açlık ihtiyacını gidermeye yönelik davranışta bulunur. Yeterince yerse (uygun davranışı gösterirse) karnı doyar, doyum ve rahatiama hali ortaya çıkar. Rahatlamanın ortaya çıkması güdünün yok olmasını sağlamaz, sadece bir dahaki ihtiyacın hissedilmesine kadar hissediimemesini sağlar. Güdülerin döngüsel oluşunun anlamı da budur.

Güdüler öğrenmeye yönelme için olduğu kadar davranışın pekiştirilmesinde de örıemli işlevlere sahiptir.   Uygun  davranışı  gösteren  organizmaya

güdüsüne uygun pekiştirme yapılmalıdır. Sözgelimi karnı aç olan bir çocuğa “aferin” demek pekiştirme olarak pek işe yaramayacağı gibi, karnı tok olan bir çocuğa yiyecek vermek de aynı şekilde pekiştirme olmayacaktır. Pekiştirme, organizmanın ihtiyaçlarına hitap ettiği zaman etkili olur.

Öğrenmede Temel Kavramlar

Bu soruyu gönderen admin tarih Mart 13th, 2008

Davranış insanın her yaptığı şey için kullanıian bir terimdir. Sadece eylemleri değil, durumları da kapsayacak kadar geniştir. Davranışlara örnek vermek gerektiğinde konuşmak ve(ya) konuşmamak diye örnek verilebilmesi bundandır. Çünkü konuşmak da davranıştır, konuşmamak da.
Davranışı analiz ederken onu uyarıcı, tepki, karşılık olarak analiz etmek yaygınlaşmışîır.
Uyarıcı;
a) Organizma tarafından (algılanarak) davranışa yol
açan,
b) İçte ve dışta meydana gelen değişikliklerdir.
Buna göre bir değişikliğin uyarıcı niteliği kazanabilmesi için bu iki şartı yerine getirmesi gerekir. İçte meydana gelen değişikliklere; karnın acıkması, vücuttaki su miktarının azalması, kalbin hızlı atması örnek olarak verilebilir. Dışta meydana gelen değişiklikler ise ısı, ışık ve ses açısından meydana gelen değişiklikler olarak ele alınabilir.
Tepki;
Organizmanın uyarıcıya karşı göstermiş olduğu davranıştır. Tepki, uyarıcıya göre tanımlandığı için bir tepkiden bahsedebilmek için önce uyarıcıyı ele almak ve göstermek gerekir.

Karşılık;
Organizmanın gösterdiği tepkiye karşılık almış olduğu uyarıcıdır. Karşılık üç türlü olabilir:
1. Pekiştirme: Organizmanın davranışının
gösterilme olasılığının artırılmasıdır. İki türü vardır:
a) Olumlu pekiştirme; İçinde bulunulan duruma
hoş bir uyarıcının eklenmesidir. Çikolata vermek
gibi.
b) Olumsuz pekiştirme: İçinde bulunulan
durumdan hoş olmayan bir uyarıcının
kaldırılmasıdır. İyi hal gösteren bir mahkumun hafta
sonu iznine gönderilmesi gibi.
2. Ceza: Organizmanın davranışının gösterilmeme
olasılığının artırılmasıdır. İki türü vardır:
a) I. Tür ceza: Organizmanın içinde bulunduğu
duruma hoş olmayan bir uyarıcının eklenmesidir.
Gündelik dildeki ceza büyük ölçüde böyiedir.
Çocuğun fiziksel olarak cezalandırılması veya
ağzına biber sürülmesi böyledir.
b) II. Tür ceza: Organizmanın içinde bulunduğu
durumdan hoş bir uyarıcının kaldırılmasıdır. Çocuğa
verilen bir ödülün geri alınması böyledir.
3. Karşılık vermeme: Organizmanın davranışının
görmezlikten gelinmesidir ki, uzun vadede sönmeye
(unutmaya) yol açar. Bu açıklama temelde
davranışçı yaklaşıma dayalı bir ifadedir.

Gelişim İlkeleri

Bu soruyu gönderen admin tarih Mart 10th, 2008

Sistem bütünlüğü:


Döllenmesinden doğumuna ve ölümüne kadar insanın gelişimi bir bütünlük gösterir.İnsan bir sistemdir.İnsanın amacı,yaşamak ve soyunu sürdürmektir.Bunun için insan değerler üretir.
İnsan sistemi,alt sistemlerden oluşur.İskelet,kas,sindirim,boşaltım,solunum,sinir,kan dolaşımı,lenf,üreme,görme,işitme gibi sayılabilecek tüm sistemler insanın alt sistemlerini oluştururlar.Bu alt sistemler birbirine dayalı ve bağlı olarak bir bütün oluştururlar.Alt sistemlerden herhangi birinde oluşacak bir gelişim geriliği,özür yada hastalık öbür alt sistemleri de etkiler.

Alt sistemlerde gelişim hızı:


İnsanın alt sistemlerinin büyüme hızı,her yaşta bir değildir.İnsan sistem olarak bir bütündür,bu bütünlük içinde her alt sistemin kendine özgü bir büyüme hızı vardır.İnsanın alt sistemlerinin gelişmesinin yaşlara göre değişik hızda olması doğaldır;bu büyüme geriliği yada özrü değildir.Ancak insanın bir alt sisteminin yada bir organın hastalanması,sakatlanması,doğal büyümesini engelleyebilir.Bir alt sistemin yada organın büyümesinin engellenmesi,insanın öteki alt sistemlerinin tümünü olumsuz olarak etkiler.

Baştan ayağa büyüme:


İnsanın büyümesi, başından ayağına doğrudur.Döllenmeden sonra en hızlı büyüyen kesim dölütün başıdır.Dölyatağındaki altı aylık bir insan yavrusunun başı ,bedeninin yarısından büyüktür.Doğumunda baş;insanın yaşaması için gereken birçok işlevi yapabilecek durumda iken ayaklar henüz daha işlevini yapabilecek durumda değildir.İnsanın yaşamının ilk yıllarında,beden yapısının ve devinimlerinin,baştan başlayarak yavaş yavaş ayağa doğru gelişmesine baştan ayağa gelişim ilkesi denir.

Genelden özele büyüme:

 

 

Döllenmede,ilkin insanın genel görünümü ortaya çıkmaya başlar.Genel görünümden sonra alt sistemler,daha sonrada alt sistemlerin ayrıntısı olan özel yönler gelişmeye başlar.Söz gelimi,doğduğunda çocuğun gözü,eli,ayağı genel görünümüyle vardır.Yaşı ilerledikçe gözün,elin,ayağın özel ayrıntıları da büyümeye ve işlevlerini yerine getirmeye başlar.Göz,daha iyi göremeye;el,bazı becerileri yapmaya;ayak,bedeni taşımaya başlar.İnsanın yaşamının ilk yıllarında,beden yapısının ve devinimlerinin,genelden başlayarak yavaş yavaş özel yönlerine doğru gelişmesine genelden özele gelişim ilkesi denir.

Gelişimde süreklilik:
İnsanın gelişimi,döllenmeden doğumuna,doğumundan da ölümüne kadar,durmaksızın sürer gider.Yaşlılık yıllarında,boy büyümesinin duraksadığı,kimi kez boy uzunluğunun azaldığı görüldüğünde,insanın gelişiminin durduğu sanılır.Oysa insan,hem bedendeki değişmeler,hem de öğrenme yoluyla gelişimini sürdürür.İnsan,canlı kaldığı sürece çevresiyle etkileşerek ve yaşayarak değişir,bir başka deyişle gelişir.

Gelişimde evreler:

 

 

İnsanın gelişimi süreklidir,ama bu sürekliliğin hızı her yaşta aynı değildir.Söz gelimi,döllenmeden doğuma kadar ki evrede çocuk çok hızlı bir büyüme süreci içindedir.Çocuğun iki yaşına kadar olan süredeki büyüme hızı,doğumdan önceki evrede az.ama iki yaşından sonraki yaşlardan çok hızlıdır.Böylece insanın gelişimi,durmadan kesilmeden sürekli bir akış içinde,ileriye doğru ama kimi kez hızlı,kimi kez yavaştır.İnsanın gelişiminin bir yavaşlamadan öteki yavaşlamaya kadarki hızlı olduğu yaşların tümüne,bir evre denir.
Her gelişim evresi,öteki evrelerden daha değişik bir hızda gelişir ve insanın değişik yaşlarını kapsar.Bu yüzden her gelişim evresi,kendine özgü gelişim görevi gerektirir.
Her gelişim evresinin gelişim görevlerine göre eğitim yapmak gerektiğinden.gelişim evreleri önemlidir.

Özelliklerin gelişim düzeyi:
İnsanın özellikleri değişik gelişim düzeyinde bulunabilir.Söz gelimi,temel eğitim dördüncü sınıftaki bir öğrencinin ağırlığı,boyu,bilişsel gücü,diş çıkarması,el gücü gibi özellikleri değişik gelişim düzeyinde bulunabilir.Genellikle özelliklerin gelişim düzeyi,yaş birimi ile anlatılır.Bu anlatımla,insanın özelliklerinin düzeyini birbiriyle karşılaştırmak kolaylaşır.
Öğrenciler,özelliklerin gelişim düzeyinde birbirlerinden ayrılık gösterdiklerinden,öğrenim görevlerinde de ayrılık gösterirler.Sözgelimi,birinci sınıftaki bir öğrenci,okuma yaşı yönünden öbür öğrencilerden daha alt yaşlarda ise,bu öğrencinin okuma düzeyi de bu oranlı olarak düşük olur.
Eğitim sisteminde öğrenci takvim yaşına bakılarak okula alınır.Oysa,insanın her alt sisteminin ve özelliklerinin gelişim düzeyi ayrı yaşlarda olabilir.Bunların içinde eğitim açısından en önemlisi,zeka yaşıdır.Ama öğrencilerin sınıflandırılmalarında ve eğitimleri sırasında,ancak takvim yaşı açıkça bilinebilmekte ve kullanılmaktadır.

Bütünden parçaya gelişim:


İlk yaşlarda,kendine yapılan etkiye karşı çocuk,bedeninin bütünüyle birden tepkide bulunur.
Sözgelimi,altı aylık bir çocuğa bir oyuncak uzatıldığında,çocuğun oyuncağa eliyle birlikte bedeninin tümüyle uzandığı görülür.Bisiklete binmeyi öğrenmede,çocuk,ilkin bedeninin tümünü devindirerek bisikleti sürer.Çocuğun becerisi geliştikçe bedeninin bütününü devindirme azalır,yalnız bacak ve kollar devindirilir.
Bütünden parçaya gelişim ilkesi öğrencilerin beceri ve bilgileri öğrenmelerinde önemlidir.Öğrenciler,bir öğrenme konusunun,ilkin bütününü görüp algıladıklarında,parçalarını daha iyi öğrenebilirler.

Gelişimde ilk yaşların önemi:

 

İnsan,ilk yaşlardaki gelişim hızına,ömrünün başka evrelerinde ulaşamaz.Hızlı gelişim,aynı anda hızlı öğrenme ve hızlı kişilik özellikleri edinmedir.Bu hızlı gelişim evresinde edinilen duygusal özellikler ,insanın ömrü boyunca ,gizli yada açık etkisini sürdürebilir.
Çocuğun alıncı yaşının sonuna kadarki sürede yapılan eğitim,çok özen ister.Bu süre içinde,hem aile eğitiminin hem de okul öncesi eğitimin,birbirine koşut olarak çocuğa olumsuz kişilik özellikleri ve duygusal bozukluklar kazandıramayacak nitelikte olmasının,ruh sağlığı ve kişilik gelişimi yönünden önemi büyüktür.

Gelişimde bireysel ayrılık:
Her insanın kendine özgü bir gelişim biçimi vardır.Başka bir deyişle gelişim bireyseldir.Denemeler,zeka bölümü aynı olan iki öğrencinin bile birbirinden ayrı geliştiğini ortaya koymuştur.

Bu konu anlatımı
Eğitimin Psikolojik Temelleri, Prof. Dr. İbrahim Ethem Başaran
Gelişim Öğrenme Ve Öğretim, Prof. Dr. Nuray Senemoğlu kitaplarından alınmıştır.

Gelişimi Etkileyen Faktörler

Bu soruyu gönderen admin tarih Mart 9th, 2008

Gelişimi Etkileyen Faktörler

1-Kalıtım :Genetik yol ile geçen bazı özelliklerdir:

*Cinsiyet

*Göz rengi

*Zeka Kapasitesi

*Fiziksel Özellikler

*Yaratıcılık ve Düşünme Kapasitesi

*Problem Çözme Becerileri

Anne ve babadan çocuga kalıtım yoluyla geçen yapıya genotip denir.Fenotip ise bu genetik yapının dışardan gözlenebilen şeklidir.

2-Çevre :

*Bazı fiziksel görünüm özellikleri

*Zekanın kullanım oranı

*Eğitim düzeyi

*Bazı kişilik ve karakter özellikleridir.

3-Kritik Dönem :

Organizmanın uyaranları daha duyarlı olduğu zaman dönemidir.Öğretmenler,anne ve babalar çocugun gelişim özelliklerine uygun olarak çevreyi düzenlemelidir.

Bireyler gelişim dönemlerinde kazanmaları gereken özellikleri kazandıkça o davranışı ustalıkla yapabilirler.

*Tarihsel Zaman(Zaman): Zaman gelişim döneminde kalıtım ve çevrenin özellikleri ile birlikte yeniliklerin ve değişim oluşturduğu zaman bölümünü ifade eder.

Örnek:Amerikanın Irak’a girmesi ile çocuklar savaş oyunlarına ağırlık vermişlerdir.

Gelişimde Temel Kavramlar

Bu soruyu gönderen admin tarih Mart 9th, 2008

1-Büyüme

*Organizma da yapısal artışı ve bedensel değişimi ifade eder.

*Vücudun boy,kilo ve hacim olarak artmasıdır.

*Bireyde fiziksel özelliklerdeki değişimlerdir.

Örnek:Bir ilköğretim ögrencisin,boy ve kilo olarak yaşının gerektirdiği normal ölçülerde olması gerekmektedir.Bu da duygusal,zihinsel ve sosyal gelişimini etkiler.Mesela,7 yaşındaki bir çocugun makasla kesebilmesi için parmaklarının belirli bir uzunluğa erişmiş olması gerekir.

 

2-Olgunlaşma

*Vücut organlarının kendinden beklenen fonksiyonları yerine getirebilecek düzeye gelmesi için öğrenme yaşantılarından bağımsız olarak kalıtımın etkisi ile getirdiği biyolojik değişmedir.Olgunlaşmanın yaş,zeka ve sinir sisteminin koordinasyonu olmak üzere 3 temel kavramı vardır.Olgunlaşma bedensel büyüme ve gelişmenin gerekli davranış değişikliği ile tamamlanması sürecini kapsar.

Örnek: Bir çocugun okuma yazma ögrenebilmesi için zihinsel yapısı yaklaşık 6 yılda belirli düzeye ulaşır.

3-Hazırbulunuşluk

*Bireyin olgunlaşmasının yanında önceki öğrenmelerinin ilgilerinin tutumlarının güdülenmişlik düzeyinin bir sonucudur.Organizmanın  bir konuyu tam olarak öğrenebilmesi için gerekli gelişme düzeyine,ön bilgilere ve güdülenme düzeyine erişmesidir.

Örnek: Bir çocugun bisiklet kullanabilmesi için el,ayak ve kasların belli bir düzeyde gelişmesi(olgunlaşma) sonra da bisikleti kullanmayı istemesi ve bu konuda ön bilgilere sahip olması hazırbulunuşluğunu gösterir.

4-Öğrenme: Bireyin çevresi ile etkileşimi sonucu meydana gelen nispeten kalıcı izli davranış değişikliğidir.

Örnek:Çocugun yazma davranışını öğrenebilmesi için el ve parmak kaslarının yeterli olgunluğa gelmesi,sonra hazırbulunuşlağa sahip olması ve sonra da bu konuda etkileşime geçmesi gerekmektedir.

Kuramlar ve Kuramcılar

Bu soruyu gönderen admin tarih Şubat 7th, 2008

Gelişim Görevleri: Havighurst

Psikolinguistik Dil Kuramı (Doğuştancı Kuram): Chomsky, McNeill, Lenneberg

Dil Öğrenme (Sosyal): Gesel

Bağlanma Kuramı: Ainsworth, Bowlby

Zihinsel Gelişim Kuramı: Piaget, Vygotsky

Psikanalitik Kuram: Freud, Adler, Jung, Horney, Sullivan

Psikososyal Kuram: Erikson

İnsancıl Kuram: Abraham Maslow, Carl Rogers, Kohlberg, Combs

Ahlak (Törel, Moral) Gelişim Kuramı: Kohlberg, Piaget, Gilligan, Dewey

Davranışçı Kuram: “Kurucusu Watson”, Pavlov, Skinner, Thorndike, Guthrie, J.Locke

Gestalt Kuramı: Wertheimer, Köhler, Kofka, Piaget, Bruner, Ausubel, Festinger, Lewin

Sosyal (Modelden) Öğrenme: “İlk kez Rotter kullanmıştır”, Bandura, Zimmerman

Kademeli Yaklaşma (Biçimlendirme): Skinner

Sistematik Duyarsızlaştırma: “Kurucusu Wolfe”, Watson, Pavlov

Öğrenilmiş Çaresizlik: Seligman

Premack İlkesi: Premack

Gizil (Örtük) Öğrenme: Tolman, Köhler

Deneme-Yanılma Yoluyla Öğrenme: Thorndike

Bağ Kuramı: Thorndike

Çoklu Etmen Kuramı: Thorndike

Sistematik Davranışçı Kuram: Hull

Yaşantısal Öğrenme Kuramı: Kolb

İçgörüsel (Kavrayarak ya da Seziş) Öğrenme: Köhler

Klasik Koşullanma: Pavlov

Edimsel (Operant) Koşullanma: Skinner

Bilgiyi İşleme Kuramı: Gagne, Bruner, Miller, Brings, Neisser, Seller, Zimmerman

Beyin Temelli (Nöro-Fizyolojik) Öğrenme: Hebb, W.James

İki Etmen Kuramı (Zeka): Sperman

Küp Kuramı: Guilford

Duygusal Zeka Kuramı: Goleman, Salovey

Çoklu Zeka Kuramı: Gardner

Yapılandırmacı Kuram (Constructivism): “İlk kez 18. YY.’da Vico”, Piaget, Vygotsky, Barlett, Bruner, Kant, Hegel, John Dewey, Kelly, Ausubel

Fenomenolojik Yaklaşım: Carl Rogers, Kelly, Snygg, Combs

Bireysel Psikoloji: Adler

Bitişik Kuramlar: Watson, Guthrie

İşaret Öğrenme: Tolman

Bıktırma - Eşik (Alıştırma) - Zıt Tepki Yöntemleri: Guthrie

Pragmatizm - Problem Çözme: William James, John Dewey

Daimicilik: Adler, Mortinerd, Maynard

Esasicilik: Horne, Bagley, Kandel

İlerlemecilik: John Dewey, Bacon, Conte, William James

Yeniden Kurmacılık (Existentialism): John Dewey, Bergson, Horne

Natüralizm: J.J.Rousseu

Politeknik Eğitim: Marx, Engels, Lenin

Ontoloji: Aristoteles

Rasyonel Planlama Modeli: Taylor, Richard

Yenilikçi Durumsal Model: Skilbeck

Süreç Yaklaşımı: Stenhouse

Doğrusal Programlama Yaklaşımı: Tyler

Sarmal (Spiral – Helezonik) Programlama Yaklaşımı: Bruner

Modüler Programlama Yaklaşımı: Vygotsky

Konu Ağı – Proje – Sorgulama Merkezli – Çekirdek Programlama Yaklaşımları: John Dewey

Eylemsel Öğrenme: Bruner

Anlamlı Öğrenme: Ausubel

Aktif Öğrenme:
Kolb

Sunuş Yoluyla Öğretim Stratejisi: Ausubel

Buluş Yoluyla Öğretim Stratejisi: Bruner

Araştırma - İnceleme Stratejisi: John Dewey

Tam Öğrenme: Bloom

Programlı Öğretim: Skinner

İşbirlikçi (Kubaşık) Öğrenme: “1935′te Kurt Lewin, 1949′da Deutsch temelini oluşturur”, John Dewey, Vygotsky, Slavin, Piaget, Bandura, Skinner, Sharan, Kagan

Temel Öğrenme Modeli: Glasser

Okulda Öğrenme Modeli: Carroll

Basamaklı Öğretim: Nunley

Proje Tabanlı Öğretim: John Dewey, Bruner, Kilpatrick

Altı Şapkalı Düşünme: E. Bono

Beyin Fırtınası: A. Osbourne

Balık Kılçığı Tekniği: K. Ishikawa

Sosyometri: Moreno

Varoluşçu Yaklaşım: May, Rank, Yalom, Kierkgaard, Kaam, Frankl

Akılcı – Duygusal Yaklaşım: Ellis, Beck

Psikolojik Ağırlıklı Kuram: Dolard

KR20 - KR21: Kuder – Richardson

Yapısalcı Kuram (Psikoloji): W.Wundt, E.Titchener

Fonksiyonolist Akım (İşlevselcilik) (Psikoloji): William James, John Dewey

Tümevarımsal Kuram: Taba

Mesleki Rehberlik: Parson

Yakınsal Gelişim Alanı: Vygotsky

Etki Kanunu: Thorndike

Etkin Öğrenme: Bonswell

Eğitime Rehberlik Hizmetlerini Kullanan İlk Kişi: Brewer

Meslek Seçiminde Gelişim Kurallarını Ortaya Atan Kişi: Ginzberg

Mesleki Gelişimde 6 Tip İnsan Modelinin Olduğunu Savunan Kişi: Holland

Eğitim Programını (Yetişek) İlk Kez Kullanan Kişi: F. Babbitt

Yapılandırmacı Öğrenme Kuramı-Bilişselci

Bu soruyu gönderen admin tarih Şubat 7th, 2008

Öğrenciler etkin bir rol oynar.

Bilginin öğrencinin var olan değer yargıları ve yaşantıları tarafından üretildiği düşünülür.

Gerçek bilgi bireyin yaşantısından bağımsız olarak gerçekleşemez.

Öğrenci bilgiyi etkin biçimde işler, önceki bilgilerle bağlantı kurarak kendine mal eder.

Ezber Yoktur.

Bilgi transfer edilir, var olan bilgi yeniden yorumlanır, yeni bilgi oluşturulur.

Bilgi aktarma yoktur.

Gerçek hayattan Örnekler vererek ve Problem Çözerek gerçek bilgiye ulaşılır.

Öğrenci aktiftir ve bilgiyi yapılandırır.

Ön Yaşantılar Önemlidir.

Hazır bilgiyi birisinden almak öğrenme olarak Düşünülmemektedir.

Öğrenci bilgi yapılarını inşa eder.

YAPILANDIRMACI ÖĞRENME KURAMININ TEMEL ÖZELLİKLERİ
Öğretmenin Rolü,

Öğrenci ilgisini çekmek için problemler, sorular ve kavramlar etrafında bilgiyi organize temektir.

Öğrencilerin yeni bakış açıları geliştirmelerine ve önceki öğrenmeleriyle bağlantı kurmalarına yardımcı olmak.

Fikirler Bütün sunulur, sonra parçalara ayrılır.

Öğrencileri konuya ilgi uyandıran problemlere yönlendirmek.
Öğrenmeyi yapılandırmak.
Eğitim programını Öğrenci Görüşlerine göre Yönlendirmek.
Öğrenmelerin değerlendirmesini öğretim kapsamında ele almak.

Yapılandırmacı öğrenmede Grupla çalışma da vardır.

Değerlendirme

Değerlendirme yapılırken öğretim süreci dikkate alınır: öğretmen gözlemleri, öğrenci görüşmeleri, öğrenci tümel dosyaları, proje ve probleme dayalı öğrenme ürünleri.

Yapılandırmacı öğretimin ilk basamağı Dikkat Çekmedir.

Öğrenciler kendi kendilerine öğrenme olanağına kavuşmaktadır.

Öğrenciler öğretimin Planlanması, Uygulanması ve Değerlendirilmesi şamalarında Etkin rol almaktadırlar.

YAPILANDIRMACI SINIFLARDA ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMENİN ROLLERİ
Öğretmenin Rolü:

Sınıfın Kontrolünü öğrencilere bırakmaya istekli olmak.
Öğrencinin öğrenebileceği pek çok kaynaktan birisi olmak.
Açık uçlu sorular sormak
İşbirlikli öğrenme stratejileri kullanmak.
YAPILANDIRMACI SINIFLARDA DEĞERLENDİRME

Test tekniği en AZ kullanılan tekniktir, çünkü test, öğrencileri ezbere yöneltmektedir.

Öğretmenler öğrenmeyi gösteren değişik kanıtlar toplayabilir.

Öğrencilerin katıldıkları öğrenme görevlerine ilişkin dokümanlar ve gözlemler değerlendirmede önemli yer tutarlar.

Çalışma örnekleri, proje çalışmaları, performanslar, performans sınavları, kısa cevaplı sorular değerlendirmede kullanılabilir.

Öğrenci tümel dosyaları da kullanılabilir.

İşbirliğe Dayalı Öğrenme John Dewey

Bu soruyu gönderen admin tarih Şubat 7th, 2008

Dewey tarafından ortaya atılmıştır.

Grup üyeleri grubun başarı ya da başarısızlığından sorumludur.

Bireyin başarısı grubun başarısına bağlı olduğundan grup üyeleri arkadaşlarının başarısına sürekli katkı getirmektedir.

Gruptaki herkes birbirinin öğrenmesinden sorumludur.

Bireysel yarışma yoktur. Grup yarışmaları vardır.

Gruplar heterojen olmalıdır.

Bireysel sorumluluk esastır.

Her bireyin grup içindeki performansı değerlendirilir.

Herkes başarılı olmadıkça gruptan bir üyenin başarılı olması zordur.

Bu sınıflarda öğrenciler birbirlerinin öğrenmesinden sorumludur.

Dönüt, pekiştirme ve destek öğretmenden DEĞİL ÖĞRENCİDEN GELİR.

Ödüller bireysel değil, gruba yöneliktir.

Bireysel çalışmayı tek başına değerlendirmek yerine bireyin gruptaki başarısı dikkate alınır.

Eğer sınav yapılıyorsa grubun puanı tüm üyelerin aldığı puanın ortalamasıdır.

Gruplar 4-6 kişiden oluşur

Piaget Bilişsel Gelişim Kuramı

Bu soruyu gönderen admin tarih Şubat 7th, 2008

1- Duyusal- Motor Dönem (0-2 yaş):
· Duyu organları ve bedenleriyle çevreyi algılar

· Emme ve tutma refleksleri gelişmiştir

· Önceleri nesnelerin sadece o anda var olduğunu sanır

· Dünya her an yeni baştan yaratılmaktadır

· 1 yaşında nesnelerin sürekliliğini algılar

· Deneme-yanılma yoluyla öğrenirle

2- İşlem Öncesi Dönem (2-7 yaş)
a) Sembolik Dönem (2-4)

· Nesne, olay, kişi vb. sembolle ifade edebilirler

· Nesneleri tek özellikleri açısından sınıflayabilirler

· Ben merkezcidirler

b) Sezgisel Dönem (4-7)
· Sezgilerine dayanarak akıl yürütür ve problem çözerler

· Nesneleri üst düzeyde sınıflayamazlar

· Korunum ilkesi gelişmemiştir

3- Somut İşlemler Dönemi (7-12)
· Korunum ilkesi kazanılmıştır

· İşlemleri tersine çevirebilirler

· Çoklu sınıflandırma yapabilirler

· Soyut problemleri çözemezler

· Ben merkezcilikten uzaklaşırlar

· Başkalarının olayları kendisinden farklı görebildiğini anlar

4- Soyut İşlemler Dönemi (12- sonrası)
· Soyut düşünebilir

· Soyut problemleri çözebilir

· Tümevarım-tümdengelim yapabilir

· İnanç ve değer kavramı gelişir

· At sözleri ve deyimleri anlayabilir

· Tartışmalara katılmayı sever

· Ergenlik döneminde Ben Merkezcidir

· Ergenlik döneminde herkesin kendisiyle ilgilendiğini sanır

Ergenlik döneminin sonunda böyle olmadığını anlar

Freud Psikoseksüel Gelişim Kuramı

Bu soruyu gönderen admin tarih Şubat 7th, 2008

Freud, kişilik gelişinin temellerinin ilk 6 yılda olduğunu söyler
1- Oral Dönem

2- Anal Dönem

3- Fallik Dönem

4- Gizil Dönem

5- Genital Dönem

1-Oral Dönem (0-1,5 yaş)
Ağız haz bölgesidir
Emme, ısırma, çiğneme haz verir
Bebek sütten erken kesilirse bu döneme bağlı kalır ve ilerde tırnaklarını yer, sigara ve içki bağımlısı olur

2- Anal Dönem (1,5-3 yaş)
Haz bölgesi anüstür
Dışkısını bırakmaktan ve tutmaktan zevk alır
Katı tuvalet eğitimi = bencil kişilik
Serbest tuvalet eğitimi = dağınık, düzensiz kişilik yapar

3- Fallik Dönem (3-6)
Haz bölgesi cinsel organdır
Erkek çocuk anneye (odipus)
Kız çocuk babaya ilgi duyar (elektra)
Çocuğun cinsellikle ilgili soruları sert bir şekilde cezalandırılırsa cinsel kimliğini benimsemede zorlanır

4- Gizil Dönem (6-12)
Cinsel ilgiler azalır
Aynı yaştan çocuklarla oynanır

5-Genital Dönem (12-18)
Karşı cinse cinsel istek duyulur

Erikson Psikososyal Gelişim Kuramı

Bu soruyu gönderen admin tarih Şubat 7th, 2008

Erikson, kişilik gelişiminin ömür boyu devam ettiğini söyler

1- Temel Güvene Karşı Güvensizlik ( 0-1,5)

2- Özerkliğe Karşı Kuşku ve Utanç ( 1,5-3

3- Girişimciliğe Karşı Suçluluk ( 3-6)

4- Başarıya Karşı Aşağılık (6-12)

5- Kimlik Kazanmaya Karşı Aşağılık (12-18)

6- Yakın İlişkilere Karşı Yalnızlık (18-25)

7- Üretkenliğe Karşı Durgunluk (25-65)

8- Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk (65-…)

1- Tel Güvene Karşı Güvensizlik (0-1,5)
Annesinin veya bakıcısının bebeğe sevecen davranması ilerde güven duyan bir kişilik kazandırır.

2- Özerkliğe Karşı Kuşku ve Utanç (1,5-3)
Yürümeye başlayan çocuk, çevresini tanımak için hareket eder. Eğer çocuk cezalandırılırsa yaptıklarından utanır ve yaptıklarının doğruluğundan kuşku duyar. Başkalarının yardımını reddeder.

3- Girişimciliğe Karşı Suçluluk (3-6)
Yürüyüp koşabilen çocuk artık bağımsız davranır. Çocuğun bu girişimci davranışı engellenirse çocuk yaptıklarından dolayı suçluluk duyar. Anne- babanın çocuğun bu merakına cevap verip girişimciliğini desteklemeleri gerekir. Cinsellikle ilgili sorular sorabilir.